26 Ocak 2010
Radyo
Gün içinde bir şarkıyı 15 kere bilgisayarda 20 kere ipod'da dinlemiş olmasına rağmen akşam radyoyu açıp aynı şarkıyı duyduğunda çocuklar gibi sevinen, sanki onu ilk defa dinliyormuş gibi dikkat kesilen tek insan ben değilimdir umarım, vardır başkaları da. Bunu yapan insanlarla yeni bir dünya kurmak istiyorum kendime, beni bulsunlar.
24 Ocak 2010
Doğum Günü ve Onun Gibi Şeyler
Bu yıl da 24 ocak'a ulaştık ama garitir bu doğum günüm üzerine söyleyecek aman aman şeylerim yok. Pek bir şey hissedemiyorum ve galiba büyüdükçe doğum günü kutlama isteğim acayip bir şekilde azalıyor. Jerry Seinfeld'in dediği gibi doğum günü kutlarken aslında bir yıl daha hayatta kalabilme başarımızı kutluyoruz sanki, her yıl her yıl bunu kutlamak da manasız geliyor zira tek yapman gereken bir yıl daha hayatta kalmak. Tabi ki öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir yıl boyunca hayatta kalabilmek de başarı sayılabilir pekala. Aklımdaki tek karamsar fikir bu değil üstelik, Jerry Seinfeld'e çok hak vermekle birlikte doğum günleri aslında bana hep ölümü çağrıştırır ilginç olmayan şekilde. Büyüdükçe daha da çok çağrıştıryor, başlayan şeyleri değil de biten şeyleri düşündürüyor. Halbuki insanlar yılbaşı da dahil böyle günlerde hep yeni başlangıçlar yapacakalrına dair söz verip geçmişte olan bitenleri düşünür, kararlar alır ve dilekler tutarlar. Benimse, doğum günümün yeni bir başlangıç olacağı gibi bir düşüncem hiç yok zaten herhangi bir günü başlangıç noktası alacak bir hayat değil yaşadığımız. Günlere ve bizim kendimizi kandırıp durduğumuz zaman kavramlarına pek duyarsız hayatın kendisi.Pastamı üflerken (bir pastam olursa şayet) adettendir diye bir dilek tutarım tabi, geçen yıl 3 farklı pastayı üflerken aynı dileği tuttuğum ve sonrasında tabi ki gerçekleşmediği için pasta mumu kurumuna da güvenim sıfır, böyle duyarsız ve ilgisiz bi kurum. 3 kere dilekçe gönderdiğin halde sana nezaketen cevap dahi vermeyen kurummuştu gibi. O sebeple umut falan barındırmıyorum, uyduruk bir dileğim var zaten bu yıl için, onu da pasta mumu kurumunun yardımlarından çok kendi çabalarımla gerçekleştirebilirim. Hayat geçiyor işte ben 20 yaşıma girerken pek üzülüyordum sanki insanın onlu yaşlarının bitmesi masumiyetinin ne bileyim yalanların bitmesi gibi geliyordu bana, artık asla çocuk olunamayan yılların başlangıcı gibiydi. Amma velakin insan istedi mi çocuk gibi olabiliyor öyle acayip bir şeyler de kaybetmiyormuş. İnsan zaten ne yaşarsa yaşasın çocukluğunu kaybedemez, o kafasının içinde her yere kişiyle birlikte gelir, buna artık daha çok inanıyorum. Kaybedilen şeyler de tabi ki var , olmaz mı her dakika bir şeyler kaybediyoruz hatta, valla Murathan Mungan'ın dediği gibi "o boşluk doldu sanırsız oysa o boşluğu doldruan eksilmenizdir." Büyüdükçe içimizde kocaman boşluklar açıldı biz de zamanla doldu sandık ama eksildik herhalde, insanların yaşlandıkça fiziksel olarak küçülmelerinin nedeni de bu bence. Eksiliyorlar fiziksel olarak bile.
Yazılabilecek en karamsar doğum günü yazısını yazdım ama ne yapabilirim çağrışımlarım bunlar, kafamda dört dönüyorlar. Öyle mutsuz falan da değilim yani yanlış anlaşılmayım ya da anlaşılayım ne bileyim. Heyecanlı değilim sadece, doğum günü kavramıyla ilgili genel olarak, öyle bi normallik. Bir de bugün Ankara güneşli, En azından yılın en karamsar günü olduğu söylenilen bir günü ankaralılar biraz güneşte geçirecek. - bana neyse ankaralıların ne yaptığından-
"as 24 January has been pinpointed as the worst day of the year." teşekkürler ingiliz bilimadamları :)
22 yi bitirir 23'e girerim bu arada. Ancak tabi ki klasik kural bitirilen yaş söylenir.
Bir de bana bulabildiği tek The Smiths albümünü hediye eden canım arkadaşıma teşekkür ediyorum. The Smithsle yeni yaşa girmek ayrı bi güzeldir. O yüzden bir de The Smiths şarkısı hediye ediyorum kendime, doğum günüm nasılsa kendime her şeyi hediye edebilirim.
14 Ocak 2010
Get Psyched and Feel Happy Mix
Evet yepyeni bir hizmetle karşınızdayım. Dedim ki madem boş boş oturuyorum kendi get psyched miximi hazırlayayım, buradan insanlara bir yardımım dokunsun. Liste garantilidir bu listeyi dinleyip de düzelmeyecek moral yoktur. Ben çok yararını görüyorum vallahi özellikle sabahları okula gidiş yolunda sürekli bu şarkıları dinleyerek hem ayılıyorum hem neşeleniyorum. Çünkü bazen gerçekten bizleri kendimize getirecek, öfkeliyken sinir attıracak mutluyken daha mutlu edecek, heyecanlandıracak ya da üzgünken toparlayacak şey müziktir başka bir şey değil. Ve artık bunca yıllık tecrübenin üzerine eminim ki mutsuzken üzgün ve karanlık şarkılar dinlemek iyi bir yol değil, gidilmemesi gereken bir yol. Canlandıracak ne bileyim en azından daha fazla üzmeyecek şeyler dinlemek en temizi. Tabi yine de ben hüznümle barışığım hatta hüznümle mutluyum diyen insanlar karşısında sus pus olur ağzımı açmam, anlarım. belki devamı da gelir listenin şimdilik bu kadar. Final dönemi mesela ihtiyacımız olan gazı şarkılarda bulsak ne güzel olurdu dünya.
AC/DC- Back in Black
AC/DC- Highway to Hell
AC/DC- Dirty Deeds Done Dirt Cheap
Michael Jackson- Beat It
Michael Jackson-Billie Jean
Kurban- Yosma
Ingrid Michaelson-Everybody
The Beatles- I W ant to Hold Your Hand
Bon Jovi- You Give Love a Bad Name (hele bu şarkının girişi kadar gazı yok)
The Smiths- Girlfriend in a Coma (bu listede bir the smiths şarkısı olması ilginç gerçekten ama çok mutlu melodisi sözlerinin aksine)
Pearl Jam- Alive
Blink-182 - First Date
Counting Crows- Accidently in Love
Dio- Holy Diver
The Doors- Roadhouse Blues
Grup Vitamin- Takmayacaksın
Grup Vitamin- Cezmi
Guns N Roses- Sweet Child O' Mine
Jason Mraz- I'm Yours
Kansas- Carry on My Wayward Son (bu şarkı bende bir koşullu uyarıcı etkisi yaratıyor, ne zaman duysam heyecanlanıyorum , hemide mutlu oluyorum, çok pis severim, dean winchestera selam ederim :p)
Metallica- Sad But True (bu şarkıyı böyle bağıra bağıra söylediniz mi ne stres kalır ne keder çok acayip güzel sözleri var).
Muse- Feeling Good
Puddle of Mudd -She Hates Me ( ortaokuldan beri pek severim bu şarkıyı)
Robbie Williams- It's Only Us (fifa 2000nin şarkısı bi kere o bile yeter ama gaz şarkı aynı zamanda, we don't want to get a job)
Roy Orbison- Crazy Little Thing Called Love
Rufus Wainwright-Cigarettes and Chocolate Milk
Travis- Flowers in the Window (yirim yirim)
Van Morrison- Brown Eyed Girl
Wolfmother- Woman
Led Zeppelin-Immigrant Song
Adam Sandler- Love Stinks (hehhe)
Hall & Oats- You Make My Dreams
Geç gelen link de burada. İndirin gitsin. Gaza gelmiş mutlu insanlar olun.
http://rapidshare.com/files/337380168/get_psyched_and_feel_happy_mix.rar.html
AC/DC- Back in Black
AC/DC- Highway to Hell
AC/DC- Dirty Deeds Done Dirt Cheap
Michael Jackson- Beat It
Michael Jackson-Billie Jean
Kurban- Yosma
Ingrid Michaelson-Everybody
The Beatles- I W ant to Hold Your Hand
Bon Jovi- You Give Love a Bad Name (hele bu şarkının girişi kadar gazı yok)
The Smiths- Girlfriend in a Coma (bu listede bir the smiths şarkısı olması ilginç gerçekten ama çok mutlu melodisi sözlerinin aksine)
Pearl Jam- Alive
Blink-182 - First Date
Counting Crows- Accidently in Love
Dio- Holy Diver
The Doors- Roadhouse Blues
Grup Vitamin- Takmayacaksın
Grup Vitamin- Cezmi
Guns N Roses- Sweet Child O' Mine
Jason Mraz- I'm Yours
Kansas- Carry on My Wayward Son (bu şarkı bende bir koşullu uyarıcı etkisi yaratıyor, ne zaman duysam heyecanlanıyorum , hemide mutlu oluyorum, çok pis severim, dean winchestera selam ederim :p)
Metallica- Sad But True (bu şarkıyı böyle bağıra bağıra söylediniz mi ne stres kalır ne keder çok acayip güzel sözleri var).
Muse- Feeling Good
Puddle of Mudd -She Hates Me ( ortaokuldan beri pek severim bu şarkıyı)
Robbie Williams- It's Only Us (fifa 2000nin şarkısı bi kere o bile yeter ama gaz şarkı aynı zamanda, we don't want to get a job)
Roy Orbison- Crazy Little Thing Called Love
Rufus Wainwright-Cigarettes and Chocolate Milk
Travis- Flowers in the Window (yirim yirim)
Van Morrison- Brown Eyed Girl
Wolfmother- Woman
Led Zeppelin-Immigrant Song
Adam Sandler- Love Stinks (hehhe)
Hall & Oats- You Make My Dreams
Geç gelen link de burada. İndirin gitsin. Gaza gelmiş mutlu insanlar olun.
http://rapidshare.com/files/337380168/get_psyched_and_feel_happy_mix.rar.html
12 Ocak 2010
11 Ocak 2010
Yol
Ben çok sıkılıyorum, yine bir final dönemi karanlığı bu üstüme çöken. Bu yıl okul bitiyor ve bunca dönemin hiçbirinde istediğim gibi başarılı olamadım aslına bakarsanız başarılı olmak için çok çabalamadım da. Hep aklımda fikirler, hayaller, bir şeyler dolanıp durdu; ben ne yapmak istemediğini çok iyi bilen, ne yapmak istediğiyle ilgili de kafası pek dolu bir insanım. Eyleme geçme konusunda ise başarısızım. Hal böyleyken hayatımın büyük bir başarı olmasını beklemiyorum da artık zira olan olmuş. Bu senenin okul adına son sene olması fkri de beni öyle bir yoruyor ki oturduğum şu dandik sandalyeye çivilenmiş gibi hissediyorum. Şu hayatla ne yapayım ben, nerelere gideyim. Çok uzak olmayan bir gelecekte uçurumun kenarından bakacağım; sağa mı uçsam, sola mı uçsam oturup ayaklarımı mı sallasam bir karar vermem gerecek. Ben ne yapayım şimdi bu hayatla, kaç yıl daha sürer ki hayat dediğim zaten nerelere konayım. Bazı günler olıyor ki sanki hiçbir iz bırakamdan kaybolup gitsem başka bir yerde başka başka hayatlar yaşamaya başlasam her şey daha katlanılır olabilirmiş gibi geliyor. Bilmiyorum bi yolda olsam ben bitmese o yol, durup karar vermek zorunda kalmasam. Neden hayat böyle bir seçenek sunmuyor ki bizlere. Birgün çıkılan bir yolculuğun sadece yolculuk olarak devam etmesini istiyorum, amaçsız, kararsız, noktasız, vigülsüz.
5 Ocak 2010
Gözlük
"I have to wear glasses all the time. Most of the time i walk around half blind. You know why? Cuz I prefer it that way. When my glasses on everyting is too sharp, without them everyone looks... looks like they've got perfect skin."
Neden sürekli gözlük takamadığımı şimdi daha iyi anladım galiba, herkes netliğin iyi bir şey olduğunu söyler ama muğlak olana daha mı fazla ihtiyacımız var acaba? Kesinlikler ve keskinlikler yıpratıyor mu bizi, belirsizlik sanıldığı kadar kötü değil mi ki? İşin ilginç tarafı benim gözlerim doğuştan bozuk zaten aslında hiçbir zaman tam olarak göremedim dünyayı, gözlüğün verdiği netlik sistemimde kendiliğinden hiç varolmadı. İlginç.
Neden sürekli gözlük takamadığımı şimdi daha iyi anladım galiba, herkes netliğin iyi bir şey olduğunu söyler ama muğlak olana daha mı fazla ihtiyacımız var acaba? Kesinlikler ve keskinlikler yıpratıyor mu bizi, belirsizlik sanıldığı kadar kötü değil mi ki? İşin ilginç tarafı benim gözlerim doğuştan bozuk zaten aslında hiçbir zaman tam olarak göremedim dünyayı, gözlüğün verdiği netlik sistemimde kendiliğinden hiç varolmadı. İlginç.
4 Ocak 2010
Ne Desem Yalan Olur O Yüzden Ne Demesem?
Beni çok mutlu eden bir insan var, öyle aşk meşk mevzuları da değil. Sadece varlığıyla mutlu oluyorum, ne zaman görsem ne zaman konuşsam dünyada böyle insanlar yaşadığı için şükrediyorum. Herkesin, hakkında böyle hissedebileceği biri olsaydı dünya çok daha iyi bir yer olurdu kesinlikle. Sadece bir yerlerde yaşıyor oluşu, insanlara yardım ediyor oluşu, bir sürü insana bir sürü şeyler öğretiyor oluşu bu dünyayı daha yaşanılır bir yer yapıyor.Çok eskiden bir blog adresi almıştım. Konseptli bir şeyler yazmak vardı aklımda. Sürekli kendi kendine konuşan, bazen kafasında karakterler yaratıp onları konuşturan biri olarak bu konuşmaları diyalog halinde yazabilceğim bir alan olsun istemiştim. O yüzden Tek Kişilik Konuşmalar adında bir blog aldım ancak bunca zaman tek bir şey bile yazmamıştım. Sanırım artık zamanı geldi o bloğu canlandırmaya karar verdim. Bir insanın kafasının içindeki konuşmaları görmek isteyenler şöyle bi uğrayabilrler : http://tekkisilikkonusmalar.blogspot.com/
Otobüste insanlar görüyorum müzik dinliyorlar, sonra inecekleri durağa geldiklerinde kulaklıkarı çıkarıp mp3 çalarları çantalarına koyuyorlar. Neden bunu yapıyorlar? Hem yürüyüp hem de müzik dinlemek dünyanın en güzel şeylerinden birirdir neden kendilerini bundan mahrum ediyorlar. Çok merak ediyorum bunu, bana garip geliyor, otobüsten iniyorsun diye müziğin bitmesine ne gerek var ki?
Yılbaşı dileklerime guitar hero isteddiğimi yazmayı unutmuşum. Bu yılda mı guitar herosuz geçecek, geçmesin.
Kurban'ın yeni albümü çok yakında çıkacak herhalde, sitelerinden ilk singlelarını dinledim, sert yapmışlar sevdim. Kurban'ı çok özledim.
Bazı sabahalr okula giderken önce AC/DC sonra da Michael Jackson dinliyorum. Ne stres kalıyor ne bunaltı. Kafam çok acayip rahatlıyor o gün kaygılı bir şeyler olsa bile daha rahat atlatıyorum. Tavsiye ederim zaten yakında burdan kendi get psyched mix'imi duyururum. Bazen insanın çok ihtiyacı oluyor.
Ben önce bunu istiyorum sonra da şunu istiyorum.
Fran Healy solo albüm yapıyormuş, şurdan takip ediyoruz kendisini. demolar falan da güzel. güzel olur zaten bu amcam ne yapsa.
Soul Kitchen çok süper film ya. Fatih Akın beni hiç hayal kırıklığına uğratmaz zaten, çok seviyorum ben bu insanı kendisi de aynen sadece varlığıyla beni mutlu eden insanlardan.
30 Aralık 2009
Yeni Yıl Dediğin Dileksiz Olmaz
Sevgili yeni yıl tanrısı;
Bu yıl senden öyle aman aman şeyler istemiyorum, vallahi seni yormak niyetinde değilim. Hep kolay ve olabiir şeyler istedim, bak listeme; görecek ve bana hak vereceksin zaten.
Yeni yılın son aylarında tam olarak yapmak istediğim şeyi yapabileceğim bir ortamda bulunmamı sağlarsan çok çok mutlu olacağım. 2010, istediğim mesleği tam olarak öğrenebileceğim yerlerde bulunmaya başlayacağım yıl olsun.
Yeni yılda bana tüm the smiths ve led zeppelin albümlerini bana bahşetmeni diliyorum, onları odama ışınlarsan ben de karşılarına geçip izleyebilirim, bak dinlemek bile istemiyorum sadece orada dursunlar ben de onlara doğru bakayım istiyorum.
Bana toefl denen sınavan odtü kaç puan istiyorsa o kadar puan vermeni istiyorum, yok odtüyü boşver dersen beni NYU'ya gönderecek miktarda parayı hesabıma yatırmanı diliyorum dolar olarak tabi sana zahmet olmazsa.
Bu yıl Zara'da şöyle çılgın indirimler olmasını diliyorum, bak ne kadar düşünceliyim ki bedava olsun demiyorum, indirimle yetineceğim. Hadi gene iyisin. bir de bana çizme bul be, yok biçbir yerde.
Şöyle ağustos-eylül gibi beni ingiltereye yollamanı çok rica ediyorum ingiltere olmaz dersen de kızmam sana, İtalya'ya yolla beni. Olmadı Madrid' e yolla. Yok yok vazgeçtim hepsine yolla sen.
Bu yaz serdar ortaç ve demet akalın yeni albüm yapmasın istiyorum. cidden istiyorum bunu.
Johnny Depp ve Daniel Day-Lewis daha çok film yapsın.
Coldplay ve Morrissey türkiye'ye gelsin. Hadi insanlar kendim gitmeyecek olsam da size de bi kıyak yapayım Iron Maiden da gelsin bu yıl artık.
Neyse geyik bir yana mutlu bir yıl olsun işte 2009 bana hiç iyi gelmedi bittiği için de memnunum. Hayatımın en zorlu yıllarından biriydi ve en çok büyüdüğüm yıl da 2009du, bitmesi şöyle derin bir nefes alma isteği yaratıyor lanet yıl bitti sonunda diyip seviniyorum zaman birimlerine inanmadığım halde. Ve geçen yıl bu blogta yazdığım yeni yıl dileklerimi tekrarlıyorum geçen yıl çok iyimser geçmediği halde aynı dilekler bu yıl için de geçerli: New Year's Eve Prayer.
Herkese güzel yıllar, benim de dileklerimi yerine getir yeni yıl tanrısı 2009 için özür dileme fırsatı sana hadi bakalım. sıradaki..
Bu yıl senden öyle aman aman şeyler istemiyorum, vallahi seni yormak niyetinde değilim. Hep kolay ve olabiir şeyler istedim, bak listeme; görecek ve bana hak vereceksin zaten.
Yeni yılın son aylarında tam olarak yapmak istediğim şeyi yapabileceğim bir ortamda bulunmamı sağlarsan çok çok mutlu olacağım. 2010, istediğim mesleği tam olarak öğrenebileceğim yerlerde bulunmaya başlayacağım yıl olsun.
Yeni yılda bana tüm the smiths ve led zeppelin albümlerini bana bahşetmeni diliyorum, onları odama ışınlarsan ben de karşılarına geçip izleyebilirim, bak dinlemek bile istemiyorum sadece orada dursunlar ben de onlara doğru bakayım istiyorum.
Bana toefl denen sınavan odtü kaç puan istiyorsa o kadar puan vermeni istiyorum, yok odtüyü boşver dersen beni NYU'ya gönderecek miktarda parayı hesabıma yatırmanı diliyorum dolar olarak tabi sana zahmet olmazsa.
Bu yıl Zara'da şöyle çılgın indirimler olmasını diliyorum, bak ne kadar düşünceliyim ki bedava olsun demiyorum, indirimle yetineceğim. Hadi gene iyisin. bir de bana çizme bul be, yok biçbir yerde.
Şöyle ağustos-eylül gibi beni ingiltereye yollamanı çok rica ediyorum ingiltere olmaz dersen de kızmam sana, İtalya'ya yolla beni. Olmadı Madrid' e yolla. Yok yok vazgeçtim hepsine yolla sen.
Bu yaz serdar ortaç ve demet akalın yeni albüm yapmasın istiyorum. cidden istiyorum bunu.
Johnny Depp ve Daniel Day-Lewis daha çok film yapsın.
Coldplay ve Morrissey türkiye'ye gelsin. Hadi insanlar kendim gitmeyecek olsam da size de bi kıyak yapayım Iron Maiden da gelsin bu yıl artık.
Neyse geyik bir yana mutlu bir yıl olsun işte 2009 bana hiç iyi gelmedi bittiği için de memnunum. Hayatımın en zorlu yıllarından biriydi ve en çok büyüdüğüm yıl da 2009du, bitmesi şöyle derin bir nefes alma isteği yaratıyor lanet yıl bitti sonunda diyip seviniyorum zaman birimlerine inanmadığım halde. Ve geçen yıl bu blogta yazdığım yeni yıl dileklerimi tekrarlıyorum geçen yıl çok iyimser geçmediği halde aynı dilekler bu yıl için de geçerli: New Year's Eve Prayer.
Herkese güzel yıllar, benim de dileklerimi yerine getir yeni yıl tanrısı 2009 için özür dileme fırsatı sana hadi bakalım. sıradaki..
27 Aralık 2009
Mucizesiz
İnsanların her şeye "mucize" demelerinden bıktım usandım. Dünyadaki en sıradan ve doğal olayları bile mucize diye adlandırıp sanki mümkünatı olmayan şeylermiş de kudretli bir el değmiş ve gerçekleşmiş gibi yüceltmiyolar mı içim bunalıyor. Bir bebeğin doğumuna mesela mucize diyen insanoğlunu anlayamam ben. Binlerce yıldır yaşanan gayet sistematik ve gerçekten hayatın en doğal süreçlerinden biridir doğum. Milyonlarca, milyarlarca kere tanık olunmasına rağmen hala bunu mucize zanneden insanların içinde bulundukları garip hali tarif edecek sözüm yok. Nesi mucize bunun, bu mucizenin tam tersi gayet sıradan gayet olağan bir şey. Hala buna şaşırmanın mantığı nedir? Soruyorum ama cevabı belli; kendi yarattıkları çocuk mucize, onların başına geldiği için mucize, anneliği yücelttiği için mucize. Sıradan olamayack kadar anlamlı bir şey, benim çocuğum ve benim anneliğim mucize. Ona mucize dersem bir anlam ifade eder bebeğin taşımanın da ne kadar özel ve anlamlı bir şey olduğunu vurgular, ben taşıdım o bebeği bu süreci başarıyla atlattıysam bu çok özel bir şey olmalı.
Ay o arabanın 2 cmle sana çarpmaması mucize. Adam çatıdan atlamış ölmemiş mucize, yıllar sonra başka bir ülkede bir kafede karşılaştık mucize. Hiçbiri mucize değil. Mucize falan yok etrafta, hiçbir zaman da olmadı. mucize dediğimiz ya tesadüf ya da görülme sıklığının azlığı. Ama tabi insan abartılarına bakarsak sıradan ve olağan bir sürü şey bile mucize. Zaten doğumun mucize olduğu yerde big mac yemek de mucizedir televizyon izlerken uyuyakalmak da. Bi rahat olun be insanlar bir şeye mucize demeyerek de ona anlamlar yükleyebilirizsiniz, bebek yapmak sıradan bir şey ama o çocuğu iyi büyütür seversin, mutlu olursunuz yaşayıp gidersiniz. Çocuğa projem diyemediğiniz için mucize diyip kendinizi rahatlatmanızın faydası yok, faydası olsaydı bu kadar mucizevi bir sürecin ardından doğan mucize yaratıkların dünyasının mucizevi bir yer olması gerekirdi, öyle mi peki, değil. Saksının sen geçtikten bir saniye sonra yere düşmesi de mucize değil, hiçbir saksının seni bu kadar önemsediğini sanmam. Tesadüfün gelmiş. Sıkılıyorum her şeyi abartanlardan, televizyonda çıkıp aman aman da inanılmaz olaylar diye gayet sıradan olayları anlatmalarından.
Ay o arabanın 2 cmle sana çarpmaması mucize. Adam çatıdan atlamış ölmemiş mucize, yıllar sonra başka bir ülkede bir kafede karşılaştık mucize. Hiçbiri mucize değil. Mucize falan yok etrafta, hiçbir zaman da olmadı. mucize dediğimiz ya tesadüf ya da görülme sıklığının azlığı. Ama tabi insan abartılarına bakarsak sıradan ve olağan bir sürü şey bile mucize. Zaten doğumun mucize olduğu yerde big mac yemek de mucizedir televizyon izlerken uyuyakalmak da. Bi rahat olun be insanlar bir şeye mucize demeyerek de ona anlamlar yükleyebilirizsiniz, bebek yapmak sıradan bir şey ama o çocuğu iyi büyütür seversin, mutlu olursunuz yaşayıp gidersiniz. Çocuğa projem diyemediğiniz için mucize diyip kendinizi rahatlatmanızın faydası yok, faydası olsaydı bu kadar mucizevi bir sürecin ardından doğan mucize yaratıkların dünyasının mucizevi bir yer olması gerekirdi, öyle mi peki, değil. Saksının sen geçtikten bir saniye sonra yere düşmesi de mucize değil, hiçbir saksının seni bu kadar önemsediğini sanmam. Tesadüfün gelmiş. Sıkılıyorum her şeyi abartanlardan, televizyonda çıkıp aman aman da inanılmaz olaylar diye gayet sıradan olayları anlatmalarından.
20 Aralık 2009
Gökdelenden at beni, aşağı in tut beni
Jon bon jovi - all about loving you
Yükleyen eros0707. - sitcom, skeç, komedi, eğlence, komedi videoları, komik videolar, komik
Bir pazar sabahı yine eskilere dönmüş nostalji şarkılar dinleyip eski videolar izliyordum ki bon jovi'nin all about loving you klibi geldi aklıma. Bu klibi çok severdim ben. Tam daha liseye yeni başladığım zaman her türlü müzik kanalında tekrar tekrar gösterirlerdi ben de her seferinde çılgın gibi ekrana yapışır izlerdim. Bon jovi sevgimi o zamanlardan beri içimde bir çiçek gibi büyütürüm zaten. (tutamadım kendimi bu espriyi yapmak zorundaydım kusura bakmayın) Bu klibi çok sevmemin nedeni o yıllardaki romantik ergen halimle bana çok şık çok romantik gelmesiydi. Şarkı da güzel zati, dokunaklı sözler, acıklı bakan jon bon jovi, güzel kız ve adam mutlu günler yaşamışlar, adam kendini gökdelenden aşağı atıyor. Sonra adam paraşütlen evlenme teklif ediyor, aman da aman ne güzel değil mi? Değil işte, şimdi izlediğimde bana hiç romantik gelmiyor bu klip hatta bünyemde sinir yaratıyor.
Buradaki adamın yaptığı şeyi düşünüyorum mesela, aşağıda kız seni izlerken kendini gökdelenden atıyorsun, o kız orada aklını kaybetti bi kere, biraz sonra yumurta gibi beyninin dağılacağını göreceği düşüncesiyle bi travmatize oldu. Hoş kız da boş boş duruyor orda, adamın sümük gibi yere yapışmasını çok sakin bir şekilde izleyecek izlenimi bırakıyor, çok cool, sadece dua ediyor sanki o noktada dua edince ters yönden hızla esen bi rüzgar adamı yeniden yuları fırlatacak. Neyse kız salak oldu, şaştı kaldı orda, tam sona hazırlanırken sen paraşütü açıp evlenme teklif ediyorsun. Ya o kız orda kalp krizi geçirseydi nolcaktı hanzo ? Ben olsam o kızın yerinde, adam aşağı indiği gibi tokatı basardım suratına onca insanın içinde rencide eder pis laflar söylerdim kendisine, sonra da onu orda mal gibi bırakır olay yerini terk ederdim. Ne hakla bana bunları yaşatıyor yani başlarım evlenme teklifinden de. Güya sevdikleri insanları kendi ölümüyle korkutup sonra da bak beni kaybedeceğine ne çok üzüldün de mi ayağı yapanları sopayla dövesim geliyor. Öyle evlenme teklifini de başına çalsın, beni dağıttı aklımı oynattım geri dönüşü olmayan yaralar açtı varlığımda sonra da evlenme teklif edecekmişmiş.
Romantik olacağım diye maymunlaşan erkeklere de çağrımdır yapmayın böyle yavan şeyleri, mesela havai fişek patlatmayın sevgiliniz için ya da bilboardalara reklam vermeyin, kalabalık yerlerde herkesin içinde mikrofonla evlenme teklif etmeyin. Yavan oluyor, gereksiz şeyler bunlar. Hiç romantik de değil üstelik gösteriş sadece. Hele kendiniz hiç sağdan soldan atmayın, ölüyorum ben diye kandırmayın insanları. Romantikseniz de başka yolar bulun hem çevreyi rahatsız etmeyin hem de orjinal olun azcık. Hadi bu kadar. sinirimi boşalttım bon jovi klibi vesilesiyle.
Güzel şarkı ama :) pazar günü şarkısı olsun bari.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)