3 Mart 2008

Ankara'yı ve insanları sevmişim bugün

Bugün 1 saat boş zamanım vardı,Kızılayda tek başıma dolaştım.Yetişeceğim bir yer,yapmam gereken bir iş beni bekleyen birileri olmayınca sokaklarda amaçsız yürümek bana o kadar iyi geliyor ki.Kulaklıklarım da kulağımdayken müzikle birlikte kendimi bir film karesindeymişim gibi, bazen ağır çekimde bazen çok hızlı bir sahnedeymişim gibi hissediyorum.Ayrıca yalnız başına yürürken kendisini bir filmdeymiş gibi hisseden arkadaşlara da selam ediyorum:)


Bu şehri seviyorum ben.Sokaklarını,simitçilerini dönercilerini hatta insanlarını bile seviyorum ara sıra.Bazen içimden "sağdan yürüyün beee" diye bağırmak geçse de(burada insanlar bir garip herkes farklı yerlerden yürüyor,sürekli bir kaos var o yüzden), yine de seviyorum insanları ara sıra:)Mesela bugün 80lerin rockçılarına benzeyen 2 çocuk gördüm bi tanesini daha önceden de görmüştüm,unutulmaz bir tipi vardı çocuğun bugün görünce hemen tanıdım,dar kot garip çizmeler,deri ceket, pofuduk uzun sarı saçlar.Bu 2 çocuk zaraya girdiler,gerçekten çok şaşırdım,Ankara insanı beni hep şaşırtıyor,sonra simitçide otururken tek başıma çay istemediğim halde illa ki çay vermek isteyen amca vardı,istemiyorum dedim gülümseyerek o da afiyet olsun dedi gülümseyerek, çok hoşuma gitti.Simitçi demişken,Ankara'dan ayrılınca en çok özlenen şeylerden biridir Ankara'nın siyah simidi.Nasıl güzel kokar,ne kadar muhteşem bir tadı vardır.Tatilde kısa bir süre, 10 gün bile yemesem özlerim,yalnızca ben değil bir sürü Ankaralı gördüm uzaktayken Ankara'dan geleceklere simit sipariş eden.Yüksel'de çok sevdiğim bir simitçi var.Hep orada yiyorum simidimi yanında da beyaz peynir.Bazen çay da içiyorum.Bu simitçinin küçük sandalyeleri ve küçük masaları var dışarıda oturup gelen geçen insanları seyredebilme imkanı bir de.Ben çok mutlu oluyorum orada simit yerken ve genelde bu simit dünyadaki en güzel şey diye düşünüyorum.Ama yemeyi sevdiğim her şey için yediğim sıralarda aynı şeyleri düşünürüm:)Simitçiden çıkıp Dost'un önünden geçtim orada birilerini bekleyen insanlar vardı.Çoğu zaman benim yaptığım gibi.Bu sefer şöyle bir bakıp geçtim,Ykmye doğru yürümeye koyuldum.Mısır istedi canım ama almadım,boşver dedim.Balık-ekmek de istemişti canım simit yemeden önce ona da boşver demiştim.Ykm'ye varınca sağa sola baktım,beklemeye başladım.Annemle buluşacaktım.O henüz gelmemişti.Ben de oradaki insanları izlemeye başladım bu sefer.Karşımda,yanından geçen etek giymiş her liseli kızı uzun uzun keesen bir çocuk vardı,Yanımdaysa elinde nergislerle bekleyen bir adam.Sonra onun sevgilisi geldi kadın çiçekleri görünce çok mutlu oldu.Ben de gülümsedim,sevinirsin tabi dedim böyle seni çiçeklerle bekleyen adamı bulmuşsun sevinirsin:)Sonra annem geldi,otobüse bindik,bugün ritim bozukluğunu ölçecek aleti takacaklardı,ama alet tam da bugün bozulmuş.Şaşırdım mı, hayır.Böyle şeyler benim başıma çok gelir,bahtsız bedevi gibi bir insanım,nerede aksilik beni bulur,aletler bozulur,otobüslerin tekerleri uçar,motorları bozulur,olmaması gereken her şey olur söz konusu ben olunca garip şanssızlıklarım var böyle üstelik çevremdeki insanları bile etkiliyor.Neyse ben bu duruma şaşırmadım napalım dedim başka bir zamana artık:)Sonra Cinnahtan Kızılaya'a kadar yürüdük bu sefer,çok rüzgar vardı ama hava çok güzeldi.Uzun süredir soğuktan gözlerimiz yaşarır,ellerimiz uyuşurken bu günlerde 10 derecelerde yürümek cennet gibi geliyor.Kuğulu Park'ın önünden geçerken annem;"burayı kim yaptıysa iyi yapmış"dedi.Ben de "bence de" dedim.Ne kadar güzel bir yer,ne kadar huzur dolu."Ağaçları budamışlar baksana" dedi,"bahar gelince ne güzel olur".Evet dedim,kuğulara ve ördeklere el salladım yürümeye devam ettik.Sonra eve dönmek için otobüs sırassında beklerken bir teyze konuşmaya başladı bizimle,gittiği kurstan bahsetti durup dururken,ilginç bir teyzeydi onu da sevdim.

Seviyorum bu şehri ben,sokaklarını Sakarya'nın kokusunu,kitapçılarını,küçük masalı kafelerini,bu şehirde kahve içmeyi seviyorum.Müziğini,müzisyenlerini,otobüs maceralarını,hiç durmadan konuşan teyzelerini,benimle bu şehrin güzelliklerini paylaşan arkadaşlarımı,uzaklara gidip Ankara'yı özlemeyi seviyorum.


Ankara bugün gözüme daha bir güzel göründü,mutlu etti beni:)

4 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

Bahar çok yakışır memleketime. Kendini hissetirmeye başlayınca ufaktan, yüzü aydınlanır insanların, yüreği ferahlar...

arcoiris dedi ki...

Öyle gerçekten,her mevsimi ayrı güzel Ankara'nım.Sevdiriyor kendini bir şekilde.

Esin dedi ki...

gecmis olsun, umarim ciddi degildir, psikolojiktir :) (sanki psikoloji onemli degilmis gibi).

arcoiris dedi ki...

Teşekkür ederim,psikolojiktir belki,ben de düşünmüştüm olabileceğini öğrenicem yakında başka aksilikler çıkmazsa:)