11 Mayıs 2017

Beacon Hill

bugün uzun zaman sonra bir şarkıyı dinlerken ağladım.  eskisi gibi müzik dinleyemiyorum, müzik de hayatımda keyif aldığım her şey gibi yavaş yavaş beni terk etti, daha doğrusu ben müziği terk ettim. istediğimden veya öyle olması için uğraştığımdan değil, depresyon bana yaşama sevinci veren ne varsa içimden söküp attığı için.  her şeye karşı bir umursamazlık hissediyorum uzun zamandır, umursamaya çalıştığımda ise her şey fazla geliyor,  hiçbir şeyle baş edemiyorum. kitap okumak ciddi bir uğraş, müzik dinlemek yorucu, çamaşırları katlamak ölüm gibi bir şey. beynimin tek kaldırabildiği boş boş televizyon izlemek. onu bile bazen tam yapamıyorum.
bazı günler diğerlerinden daha iyi, bazen mesela içimden geliyor birkaç şarkı dinliyorum sonra daha fazla dinleyemediğim için kapatıyorum. ama bugün müzik dinlerken gerçekten bir şeyler hissetim, sanki benden bağımsız içimde bir şeyler hareket etti. Beacon Hill çalmaya başlayınca gözlerimden yaşlar döküldü istemsizce sonra uzun uzun ağladım.
Boston'a taşınmadan yıllar önce keşfedip çok sevdiğim bir şarkı Beacon Hill, Boston'a taşınınca Beacon Hill'in burada bir semt adı olduğunu öğrendim. O zaman şarkıyı farklı şekilde düşünmeye başladım. Damien Jurado'yu Beacon Hill'de yürürken hayal ettim. Şarkının melodisi sokakların güzelliğiyle Beacon Hill'in yokuşlarının dikliğiyle birleşti aklımda. Müthiş güzel bir şarkı, öyle güzel ki uzunca bir süredir hissedemediğim insani bir şeyler hissettirdi bana. müziği neden çok sevdiğimi hatırlattı. neden bunca zamandır bir kere bile açıp dinlemediğimi bilmiyorum. ama bu akşam  durduk yere karşıma çıktığı için kendimi şanslı hissediyorum. bir şarkının, bir filmin, bir kitabın bana bir şeyler hissetirebilmesinin ne büyük bir nimet olduğunu, hissetme yeteneğimi büyük ölçüde kaybedince anladım.

yeniden hissedebileceğim günler yakındır umarım çünkü bu sefer depresyon saklandığı yerden tüm gücüyle çıkıp kontrolü ele geçirmiş gibi geliyor. kafamı suyun üstünde tutmaya çalışıyorum. yeniden müziğe sığınmak istiyorum.

6 Ocak 2017

Köşe

yıllar önce kendimi çok kötü hissettiğim bir gün, üzerine hiç düşünmeyerek kardeşimin odasına gitmiş, o, bilgisayarda oyun oynarken yatağının köşesine yatmıştım. tek bir söz söylemeden yatağın köşesinde iyice ufalmış, kendime sarılmış öylece uzanmıştım. o ve ben aynı odada farklı köşelerde sadece var olmaya devam etmistik, daha fazlasına da ihtiyacım yoktu. sanırım hayatımda en huzurlu hissettiğim anlardan biriydi. hala mutsuzdum ama korkmuyordum, sanki üzerimden bir yük kalkmıştı, sanki yeniden nefes almaya başlamıştım.