1 Eylül 2008

Bir Karmaşa Var Ortada.

Ben konuşmaya çok erken başlamışım, cırcır konuşurmuşum hem de çok düzgün bir şekilde, öyle kelimeleri yanlış söyleyen çocuklardan biri değilmişim annemin dediğine göre. Mustafa'ya ve yumurtaya Mutata dememden başka benim ağzımdan kolay kolay bir kelimenin yanlış versiyonları çıkmazmış. Konuşur, uzun cümleler kurar, sonra ezberlediğim telefon numaraları sayesinde halamı ve dayımı arayıp tüm gün neler yaptığımı bıcır bıcır anlatırmışım. İşte taa şu hayattaki ilk yıllarımdan beri kelimeleri arası iyi olan ben kendimi bildiğimden beri gitar-raket, patates-mısır ve kaplumbağa-kurbağa kelimelerini hep karıştırıyorum. Her seferinde birini diğeri yerine kullanıyorum. Mesela "tavuğun yanında patates vardı" demeye çalıştığımda ağzımdan istemsiz olarak "mısır vardı" çıkıyor. Kaplumbağa-kurbağa olayı daha bir ilginç;gördüğüm hayvanın kurbağa olduğunu biliyorum, beynim, onu görünce hemen gerekli kodlamaları yaparak o hayvanın kurbağa olduğunu anlamamı sağlıyor ama ismini söylemeye kalkınca bir saniyelik tereddüt ile kaplumbağa diyiveriyorum. Bazen bunu yapmamak için kendimi zorluyorum ve cümlemi yarım bırakıp 3-4 saniye bekleyip zorlana zorlana kurbağa lafını çıkarabiliyorum. Gitar-raket ise en beteri, hayatımı karartan şey, en çok karıştırdığım kesinlikle gitar ve raket ikilisi. Her iki nesneyle de fazlasıyla muhattap olduğum halde sürekli yapıyorum bunu. Tenis oynarken kaç kere "raketi versene" diyeceğime "gitarı versene" dedim, kaç kere kardeşimin gitarına raket dedim bilmiyorum. Sırf bunları karıştırmayayım diye iyice düşünüp kendimi sıkarak doğru kelimeyi buluyorum, ama aniden, düşünmeden bir cümlenin içinde bu kelimelerden birini kullanacağım zaman karşımdaki şeyin kesinlikle gitar olduğunu bildiğim halde raket diyorum. Bu sorunun kökenine inmek istiyorum, kesinlikle beyinle ilgili bir şey bu. Birbirine benzer şeyler burada bahsedilenlerin hepsi. Yani gitar rakete benziyor, patates de sarı mısır da, kurbağa ve kaplumbağa ise hem isim olarak hem de renk olarak birbirine benziyor. Acaba beynim bunları ayırmakta zorluk mu çekiyor, bu yaştan sonra kreş egzersizleri yapıp nesnlerin ne olduğunu resimleri boyayarak mı çalışsam bilemedim.

Sen öyle tüm yaşıtlarından erken konuş, kelimeleri öğren, adidas toşın bilem de (reklamlar sağolsun) ama dandik iki kelimeyi şu yaşına kadar ayırama, çok ayıp çok. Aslında çocukluğumdaki çok konuşma, ukalalık yapma, herkese laf yetiştirme, her şeyi biliyormuş edasıyla millete ders verme huylarımdan çoktan vazgeçtim, artık gerekli olmadıkça konuşmuyorum neredeyse, ukalalık denen şey bünyemden tamamen silindi, sadece yalnızken kendime yapıyorum ukalalıklarımı, insanlara laf anlatmaya çalışma isteğimi çok çok uzun zaman önce kaybettim, hayat işte yoruyor insanı , cırcır konuşup aile bireylerinin kafasını bile ütülemiyorum artık, çok nadir,kardeşimle bile kavga etmiyorum, artık reklamları izleyip taklit de yapmıyorum, ancak ne yazık ki hala ve hala bu kelimeleri karıştıyorum, büyüyünce geçseydi bari bunlar da. Portakala "porkatal" diyen kardeşimle ve kovboya "koyboy" diyen komşu çocuğuyla yıllarca dalga geçtiğim için lanetlendim belki de:)

3 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

Ben de erken konuşmaya başlamışım ve aynen senin gibi çok düzgün konuşurmuşum. Benim de şu an şöyle bir sorunum var: düşüncelerim ve konuştuklarım aynı hızda ilerlemiyor. Konuşurken bir süre sonra başka bir şeyi düşünmeye başladığımı ve dikkatimin dağıldığını hissediyorum. Sonra toparlamak için iki üç saniyemi alıyor. Sevmiyorum bu huyumu ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım bilmiyorum.

ultrANIL07 dedi ki...

Gitar ve raket! İlginç doğrusu :)

arcoiris dedi ki...

sokak lambası: Bana da oluyor o bazen, yazarken de oluyor hatta. Düşüncelerimin hızı asla yazı hızıma yetişmiyor o yüzden de çoğu zaman ne yazacağımı unutuyorum, işin güzel tarafı hemen yeni bir şey geliyor aklıma:) Konuşurken olduğu zaman ise konu çoktan dağılmış oluyor ne yazık ki, ama bence bunlar çözümü olmayan sorunlar o yüzden bunlarla yaşamayı öğrenmemiz lazım.

ultranil07: İlginç evet bu da benim lanetlerimden sadece biri :)