26 Eylül 2008

Yağmurlu Akşam

Yağmurlu akşamlarda hep sevilmek isterim.Hiç gelmeycek insanları özlerim. Bu akşam da otobüsün buğulu camından dışarı bakarken tam anlamıyla kendi hayatıma bakıyormuşum gibi hissettim. Hep buğuların arkasından görünen, netliğin ve beklenenlerin hiç uğramadığı bir hayat... Daha küçük ve anlamsızca romantik olduğum zamanlarda olabilecek güzel şeylerle ilgili hikayeler yazardım aklımdan. O hiç gelmeyecek insanlar hikayelerimde hep en olmadık yerlerde karşıma çıkardı, hissedebilirdim sevildiğimi ve fonda mutlu bir şarkı çalardı. Şimdi ise bir blues şarkısının içinde tek başıma yaşıyor gibiyim, hayatın daha gerçek bir yanını gördüm sanki ve hikayelerim yalnız kaldı, belki de hiç yazılmadı. Yağmurlu akşamlarda yalnız olmamalı insan, en azından içinde yalnızlık olmayan hikayeler yazabilmeli. Siyah bulutların üzerinde oturabilen insanlar hayal etmeli, çocukken benim yaptığım gibi. Yağmurlu akşamlarda ıslanan hayat üzerine düşünceler; ölüm, kötülük, çaresizlik ve mutsuzluk üzerine olmamalı, arındığını hissetmeli insan yağmurlarda, yeni bir günün geleceğini, rüzgarın taşıdığı yağmur damlalarının birileri için umut barındırdığını düşünmeli... Ama ben yağmurlu akşamlarda hep karışık olurum, üzüntü hissederim biraz nedensiz yere, hüzünden keyif alırım ve gelmeyecek insanları özlerim. Silik birkaç çocukluk anısı düşer aklıma; Ankara'nın gri taşlı bir sokağında ben annemin elinden tutmuş yürürken görürüm kendimi, sevilmek isterim biraz da. Olmasaydı ya yağmurlu akşamlar halim nice olurdu, kim bilir??

3 yorum:

Mary Raven dedi ki...

yağmura ve yağmurlu havalara aşık olmama rağmen bende kendimi hep yalnız hissederim...sevme nedenim belki kendime acı çektirmek istememdendir kimbilir..yazın tam da benim şu anki ruh halimi anlatmış,eline sağlık:)

arcoiris dedi ki...

Teşekkür ederim :) Yağmurlu havaların, özellikle akşamların yalnızlığı ve hüznü çağrıştıran bir tarafı vardır, güzel bir hüzündür yağmur benim için. Hep çok severim ve üzgün hissederim, aslında üzgün hissetmeyi severim ;)

Mary Raven dedi ki...

evet sanırım biz insanoğlu kendimize acı çektirmeyi seviyoruz,melankoli ruh halimizi benimsiyoruz,onunla birlikte yaşlanıp ölüyoruz..