20 Şubat 2008

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

Aşağıdaki yazı bolca spoiler ve fazla miktarda övgü içerir.Baştan uyarmak istiyorum,spoilersız ve abartılı övgüler olmadan bu film üzerine bir şeyler yazmam imkansızdı:)

Bir filmi vizyona girdiği ilk gün izlemek için çaba harcamak ve bunun için heyacan yapmak çok güzel bir şey.Yüzüklerin Efendisi serisinden beri ilk defa bir filmi ilk gün izleyeceğim için çok heyecanlandım,cuma erkenden aldım biletimi ve acayip bir heyecanla girdim salona.Cem Yılmaz'ın iğrenç filmin fragmanı bile beni sinirlendirmedi.Odaklandığım tek şey Sweeney Todd'du çünkü.Yine de sinemada fragman izlemeyi seven bir insan olarak bir kez daha o saçma filmin fragmanını görürsem bayılacağım.Neyse konumuza dönelim Film başladı ürkütücü bir müzikle kanın yol alışını izledik yavaşça, Tim Burton'ın adını gördüğümde kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı çoktan.Aklımda bir sürü düşünceyle birlikte filmin bence muhteşem olan giriş sahnesi başladı.Karanlık ve ürkütücü bir hava ve kasvetli bir gemide Johnny Depp ilk göründüğü anda, "bu adam karizma konusunda aşmış" diye düşündüm bir kez daha.Güzel şarkı söyleceğinden de şüphem yoktu zaten -müzikle uğraşan bir insan sonuçta-,ve yanılmadım da şarkı söylemeye başladığı ilk an benim heyecanım iyice katlandı,güzel sesiyle ve kendisine pek yakışan ingiliz aksanıyla No Place Like London'ı söyledi.Sweeney Todd'un Mrs.Lovett'ın börekçisine girdiği sahne ise filmin en neşeli yerlerindendi.Worst Pies in London diye bilinen Mrs.Lovett'in börekleri gerçekten görünüş olarak da bu savı destekler nitelikteydi.Mrs.Lovett'in şarkısı,tüm film boyunca sözleriyle en çok güldüren iki şarkıdan biriydi bence.Mrs.Lovett demişken tam bu noktada Helena Bonham Carter bahsetmezsem ayıp olur.Bir insan bir role bu kadar mı yakışır,bu kadar mı şirin olur,çok çok iyiydi.Johnny Depple uyumları zaten mükemmel.Özellikle Sweeney Todd'un öldürdüğü insanları börek yapma konusunda uyuşmaları ve bunu büyük bir eğlence olarak kutladıkları sahnede resmen oyunculuk adına bir zirve izledik.Sweeney Todd'un Yargıç Turpin'i elinden kaçırdıktan sonra geçirdiği sinir krizi ve oradaki tek kişilik şovu inanılmazdı.Filmin kilit noktlarından biri o sahne aslında.O ve daha sonra insanları börekte kullanmaya karar verdikleri sahne.Olaya farklı bir açıdan bakarsak,tüm bu olayların nedeni o dönem Londrasındaki sınıf farkları.Benjamin Barker'ın sıradan bir berber olması ve üst tabakadan olan bir yargıçın sözüne boyun eğmek zorunda kalmasıyla tüm hayatını kaybetmesi.Orada yapılan konuşmalardan Sweeney Todd'un bu adaletsizlikten nasıl nefret ettiğini anlayabiliriz.Dünyada iki tür insan vardır deyişi,daha sonra biz ayrım yapmayacağız herkesi öldüreceğiz diyişi,adaletsizliğe olan siniri,onu katil olmaya iten nedenler aslında bunlar.Güzel bir sosyal eleştiri de var aslında burada.Zaten aslında sırf bu nedenler yüzünden film boyunca bir katilden nefret edemiyoruz,ona içten içe hak veriyoruz.Çünkü bu bizim hayatımızda da yaşadığımız bir şey,belki katil olmuyoruz ama isyan ediyoruz,eşitlik istiyoruz. Tabi ki bir de işin psikolojik boyutu var ki orda da Sweeney Todd kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünüyor,sahip olduğu her şeyi kaybetmiş zaten ve ayrıca yargıçtan almak istediği intikam var,bu intikam duygusu o kadar güçlü ki bir anlamda intikamını tüm insanlardan alıyor.Bu nedenlerdeki Sweeney Todd hikayesi saçma bir seri katil öyküsü değil.Geri planında önemli şeyler var. Ve tabi ki Sweeney Todd'dan nefret edemememizin bir diğer sebebi de Johnny Depp:) Bu sosyal ve psikolojik analizlerden sonra,yeniden yüzeyde dolaşmaya devam edersek;benim için filmdeki en güzel sahneler Mrs.Lovett'in hayalleridir.Bu kadar batağın içindeyken,bunca şey olup biterken hala deniz kenarında arkadaşlarını ağırlamayı düşünmesi gerçekten ilginç ve aslında ne kadar da normal.İnsan işte, ne olursa olsun insan hayalleriyle yaşıyor.Bu renkli hayallerdeki mekanlara aşık olduğumu söylemek zorundayım.Tim Burton'ın en iyi yaptığı şey,konu hayaller olunca hep içinde olmak istediğimiz dünyalar yaratıyor.Bu hayaller boyunca Johnny Depp'i dikkatli izlemek lazım kendisi konuşmadan duygular nasıl anlatılır dersi veriyordu resmen.Zaten Tim Burton bir ropörtajında "Johnny'de sevdiğim şey her şeyi konuşmadan anlatabilmesi" demişti.Ne demek istediğini bu filmde çok daha iyi anladık hep beraber.Johnny Depp'in oyunculuğundan bu kadar bahsedince aklıma akademi ödülleri geliyor tabi ki.Bu yıl Johnny Depp'in o osacarı aldığını görmek istiyorum.Üçüncü adaylığında artık zamanın geldiğini düşünüyorum.Ama ben bir akademi üyesi olmadığıma göre benim düşüncelerimin pek bir önemi yok:)Filmdeki inanılmaz müziklerden de bahsetmek lazım.Bazı insanlar filmi müzikal olduğu için beğenmemiş.İnanasım gelmiyor.Bu film müzikal olmak için yaratılmış:)Asıl müzikal olmasaymış eksik kalırmış.Çok güzel şarkılar vardı gerçekten ve her oyuncunun şarkıcılık performansı son derece iyiydi.Johnny Depp ve Alan Rickman'ın karşılıklı söylediği Pretty Girls şarkısı mesela ve Johnny Depp ile Anthony'inin beraber söylediği Johanna en akılda kalanlar oldu.Filmin sonu da olması gerektiği gibi olmuş.Böyle bir öyküye böyle bir trajedi sonu yakışırdı zaten.Ayrıca Sweeney Todd'un başta söylediği hepimiz ölmeyi hek ediyoruz fikrinden başka bir sonuç çıksaymış olmazmış.Sweeney Todd ölmeseydi olmazdı mesela, ya da Mrs Lovett.Yargıç da mutlaka ölmeliydi.Adalet öyle sağlanabilecekti ancak.Ama Sweeney Todd'da ölmeliydi o da masum insanları öldürdü.Mrs.Lovett yalan söyledi.Aslında hepsi ölmeyi hak etti bir şekilde.Bir tek Lucy belki ölmeyi hak etmemişti o da yanlış zamanda yanlış yerde olmanın cezasını çekti diyelim.Sonunda aslında en saf en temiz insanlar ölmediler,Johanna ve Anthony.Uzaktan birbirlerini seven ve büyük günahlar işleyecek kadar yaşları olmayan bu iki genç özgür kaldılar.Onların hikayesinin nasıl devam ettiğini öğrenemiyoruz.Çünkü asıl hikaye bittikten sonra oraya geri dönememize gerek yok.Onların ölmediğini bilmemiz yetiyor sadece.Ve filmde bitiyor bu şekilde.Ben de uzun zamandır beklediğim bir filmi izlemiş ve beğenmiş olmanın verdiği keyifle çıkıyorum salondan.Pazartesi günü bir kez daha izliyorum,yine heyecanla.Daha bir dikkatli izledim ikinci izleyişimde.herkese de bir kez daha izlemelerini tavsiye ederim.Ve ben filme 10/10 veririm.
Müzikleri de paylaşmak isterim.En sevdiklerim bunlar:
No place like London
Johanna

3 yorum:

Esin dedi ki...

-Spoiler iceren yorum- Ben de ayni sekilde LOTR'u ustuste sIkIlmadan izleyebilirim, artik bir de bu filmi. Film hakkinda bilgim Tim burton ve johnny Depp idi, fazla bir sey ogrenmeme gerek yoktu. Izlemeden once bir arkadastan "muzikal ama fena degil" yorumunu duymustum, neyse ki buyuk bir onyargi olusturmadi. Muzikal olmasi hic de rahatsiz etmedi, bir solukta filmin sonuna geldim sanki. Daha sonra arastirinca Broadway muzikaliymis de ayni zamanda ve Tim abimiz bunu cok guzel filme aktarmis, son sahneyi dusununce sanki bir tiyatro sahnesi gibi butun oyuncular ayni karede muhtesemdi. Kesinlikle Oscar'i hak ediyorlar. Cmt gunu televizyonda Charlie'nin Cikolata fabrikasi vardi yine Johnny ve Helena, gunde 2 ogun iyi oluyormus :) Rahatca oldurme ve insan etinden turtalar kisminda rahatsiz olmadim degil, galiba artik yaslaniyorum ve midem almiyor. Buna ragmen dedigin gibi neseyi de barindiriyor, kimseden nefret edemiyorsun. O mubasir disinda :) Elimin altinda bulunsun da bu film, canim sIkIldikca izleyeyim.

ultrANIL07 dedi ki...

Bir kere her seri katilin backgroundunda psikolojik unsurlar fazlasıyla vardır. Dolayısıyla her seri katilin kendine göre haklı bir nedeni ve amacı her zaman vardır.
Oscar'a gelince... Bence Depp'in avuçları bu kez de boş kalacak. Ben Viggo Mortensen'in almasından yana olan ancak Levis'in heykelciği kucaklayacağına emin olan biriyim. Ancak dediğin gibi jüride ben yokum.
LOTR'a da antrparantez değinmek isterim. Kitapları 4'er kez okudum. Filmleri kaç kez izledim bilmiyorum. Yurt dışından genişletilmiş versiyonlarını bile almıştım, o derece :) Filmler vizyona girmeden 1 yıl önce her biri için gün gün geri saydım. Her biri filmi sinema salonlarından 3'er kez ziyaret ettim. Biliyorum, abarttım ama söz konusu LOTR olduğu zaman benim için akan sular durur :)

Sokak Lambası dedi ki...

Tim Burton filmlerine ön yargı ile yaklaşmadan izlemeyi başaracağım! evet, evet ben yapacağım bunu;)