6 Aralık 2009

Taslaklar Bölüm 2

1- Kendime peynirli makarna yaptım, karanlıkta tek başıma oturup onu yiyorum. Bilgisayarım arkadaşım olmuş, Rachael şarkı söylüyor bir yandan ve ben düşünüyorum, çok düşünüyorum. Böyle bir akşam saati oturup geçmiş muhakemesi yapınca kendime haksızlık ettiğim tüm o anlar gözümün önünden geçiyor. Hala insanları anlayamıyorum, hala karışık sinyallerden kafam karışıyor ama artık tüm bunların benimle alakalı olmadığını biliyorum. Çok buruk bi tarafım olduğunu inkar edemem, o tarafım hep benimle olacak gibi ama alışkınım, onun varlığını yadırgamıyorum bir süredir. Zaman birçok şeye iyi geliyormuş gerçekten, iyileşmeyen yaralar hep olacaktır fakat belki ben o yaranın nerde olduğunu ne zaman açıldığını unutacağım zamanla, arada sırada o yarayla burun buruna geldiğim zamanlar dışında onun varlık bilgisini sileceğim beynimden. Dizilerim, filmlerim, kitaplarım, hikayelerim... hayatın anlamını onlar yoluyla çözeceğim. Aslında hayatı izleyenler olmaktansa yaşayanlar olmamızı öğütlerler, bunu anlayabiliyorum ama her an yaşamın tam içinde olmak çok yoruyor, zaman zaman durup biraz izlemek lazım, hikayeler okumak ve hikayenin baş kahramanı yerine koymak kendimizi.

2- Bir olay olmuştur, o olayı onlarca insana tekrar tekrar anlatmışsındır hatta öyle bi noktaya varmıştır ki hikayeden sıkılmış, bayılmışsınıdr. Mümkün olabilcek tüm bakış açılarıyla olaya yaklaştığını, duyulacak ne varsa hepsini duyduğunu zannedersin, artık o olayla ilgili söylenecek başka bir şey kalmamıştır, yeni fikir üretilemez bir boyuta ulaşmıştır, yani sen öyle sanarsın. Sonra birgün 1001. anlatışında adamın biri öyle bir şey söyler ki mal gibi kalırsın. Bunca zaman bunca anlatışta kimsenin göremediği bir ayrıntıyı dünyanın en doğal şeyiymiş gibi söyler sana, sözler havada asılı kalmışçasına o adama bakarsın, sonra kendi döner vay be dersin. Onca zaman senin ve geri kalan herkesin göremediği şey buymuş aslında dersin, kafanın içindeki sesle konuşmaya başlarsın. Merak edersin neden diye, neden göremedim ben oysa ki ne kadar mantıklıymış, hatta o kadar fazla mantıklıymış ki bunu görememek için çok mantıksız olmak gerekirmiş dersin. Peki sen dünyanın en gerzek insanıydın göremedin bunu da onlarca insanın hiçbiri mi fark edemedi? Belki de fark ettiler de söylemediler, belki de öyle bir anlattım ki ben onlar benim bakış açımın dışına çıkamadılar diye düşünmeye başlarsın. Sonra zaman geçip kendine üzülmeyi bıraktığında suçladığın insanlara hak verirsin.

3- Bazı anlar vardır ki biz başka bir insanın hayatına dokunuruz, onda ufacık ama anlamlı izler bırakırız ve onlar da bize dokunur, hikayelerini bırakırlar üzerimizde. Ufacık bir andır yaşanan ama o andan sonra hepimiz değişiriz, belki yeni bir parça ekleriz benliğimize. Şehirlerarası bir otobüs yolculuğunda benimle hikayesini paylaşan teyzenin hikayesini anlatacağım ben bugün. Her zaman yabancıalrla konuşmaktan çekindiğim, kulaklıklarımı takıp yolu izlediğim şu uzun yolculuklar hani. Bu sefer bir insanı dinledim onun bana dokunmasına izin verdim

4- Hayatımda her şeyin üst üste gelme hızına hep şaşırmışımdır. Yani yorulacaksam tam yorulayım üzüleceksem dibine kadar, sevineceksem de güzel olaylar birbirini izlesin.Ama -evet bir ama vardır her zaman- ben çok yorulduğum için artık böyle olmuyor, yani öyle bir bezginlik düşünün ki olayların üst üste geldiğini idrak edemeyip buna tepki de veremeyen bir bünye. Ağlayacak hali bile kalmamış, öylesine yaşayıp giden bi insan. Üzülecek şeyler varken artık onların nasıl olduğunu anlayamayan.

4 yorum:

Konfigürasyon Mühendisi dedi ki...

Merak ettiğim iki şey var,

Birincisi, sen bu taslakları hiç dokunmadan mı yayınlıyorsun? Zira bunlar hiç taslak gibi durmuyor, pek ala söyleyeceğini söylemişsin, yoksa yarım bırakmıştın da böyle bir araya toplarken mi tamamlıyorsun?

İkincisi ise teyzenin hikayesi. Anlatacağım demişsin, söz vermişsin.

arcoiris dedi ki...

Daha önce yazmışım kaydetmişim, aynen yayınlıyorum. değiştirme yapmıyorum. söyleceğimi söylemişimdir ama bir nedenden yayınlamamayı seçmişimdir. daha ileriki bölümlerde göreceksin eksik ve yarım yamalak olanları da var.

teyzenin hikayesi anlatılmayacak üzgünüm. zamanında olay sıcakken yazmadığım için artık devam ettiremem. sen hayal et devamını öylesi de güzel :)

soLid kid dedi ki...

,Ben genelde 1001. kisi olurum. Ama kendi sorunlarimi çözemem hiç. Belki empati yapmayı biliyorum ama kendim olmayı beceremiyorumdur:),

arcoiris dedi ki...

olsun iyidir 1001. kişi olmak, kendi sorunlarını da başklarının yardımlarıyla çözersin :)