4 Nisan 2012

Çocukluk Rüyası

çocukken gördüğüm ve asla unutmadığım bir rüya var. sanırım 5 yaşındaydım bu rüyayı gördüğümde, daha önce bile olabilir, tam kestiremiyorum yaşımı. hala ne zaman bu rüyayı düşünsem gözlerimi kapattığım an canlı bir şekilde resmedebilirim tüm ayrıntılarıyla. rüya şöyle: çok yüksek inşaat vinçlerinin birinin üzerindeyim. oraya babamla beraber çıkmışız. gündüz vakti demirlerin üzerinde yürüyoruz ve en ucuna geliyoruz. sonra babam ortadan kayboluyor ve birden gece oluyor. ben tek başıma o vincin en ucunda kalıyorum. uzun süre tek başıma orada duruyorum. çok yüksek ve karanlıktan başka bir şey göremiyorum. hayatımın sonuna kadar orada kalacağımı düşünüyorum rüyada, bir de çok büyük bir korku var. korkuyu çok net hissediyorum. ertesi gün oluyor, sabah hala vincin tepesinde tek başımayım ve ağlıyorum. rüzgar esiyor, ayağımda ise sarı botlar var. sarı bot imgesi çok canlı. sarı botlara bakıyorum, demirler arasında yürürken dikkatim hep botlarda. rüyayı tam olarak böyle hatırlıyorum ve gözlerimi kapadığımda kendi çocukluğumu o vincin tepesinde görebiliyorum. bu zihnimin bir yanılsaması mı bilmiyorum ama yıllar içinde hiçbir ayrıntı değişmeden hatırladığım bu. birçok rüya ertesi gün çok net hatırlansa bile birkaç gün sonra neredeyse hiç görülmemiş gibi silinir aklımızdan fakat bu rüya nedense silinmedi aklımdan. sürekli tekrarlayan rüyalardan da değil üstelik, sadece bir kere gördüm ama unutmadım.

insanların hatırlayabildiği en eski anıların önemli olduğunu söyleyen bir psikolog vardı kim olduğunu hatırlayamıyorum şimdi, onun bu düşüncesi doğruysa belki ilk anı gibi hatırlanan en eski rüyanın da aydınlatıcı bir manası vardır. analiz etmek lazım tabii ama ben yıllardır o kadar içindeyim ki rüyanın, dışarıdan bakıp analiz edemiyorum çünkü bu rüyayı her düşündüğümde rüyadaki o yoğun korku ve yalnızlık duygularına kapılıyorum; kafam çalışmıyor, sembolleri kestiremiyorum. neredeyse 20 yıldır sahip olduğum, yanımda taşıdığım bu rüya acaba bana bir şey anlatmak istediği için mi bu kadar zamandır beni terk etmedi? acaba bir misyonu olduğu için mi hep aklımda. belki de çözmem gereken bir şey var ve onu çözdüğümde kendimle ilgili bir şeye anlam vermiş olacağım. gerçi düşünüyorum da çocukluğumda görüp hiç unutmadığım iki farklı rüya daha var ve oldukça anlamsız geliyorlar bana, kendimle ilgili bir bilmecenin parçası olamayacak kadar sıradanlar. bir tanesinde bir cips paketinden iki kişi aynı anda cips yiyorduk ve yokuş aşağı yürüyorduk. öyle manasız bir rüya ki bunu da yıllardır hatırlıyor olmam inanılmaz saçma. yediğimiz cipsin turuncu kaplı doritos peynirli olduğunu bile hatırlıyorum üstelik. üçüncü rüyada ise uçuyorum, bir de mavi uçurtma var, o kadar. üçü arasında bir bağlantı kurabilsem çocukluğumdan aklımda kalan bu rüyaları biraz daha aydınlatabilirim belki ama hiçbir bağlantı göremiyorum. sanırım bu rüyalar benim için muamma olarak kalmaya devam edecekler. yaşamım boyunca bunları hatırlayacak, gözlerimi kapadığımda hep çocuk halimle vincin tepesinde korkmuş beni görüp, yokuş aşağı inerken cips yiyeceğim. ve galiba sadece çocukken mavi uçurtmalarla uçmam hatırlanmaya değer olacak. keşke bilebilseydim neden sadece bu 3 rüyayı bu kadar net hatırladığımı ve ilk rüyanın neden hala üzerimde bu kadar korkunç etkileri olduğunu. acaba bundan 20 yıl sonra sadece 20li yaşlarımdan hatırladığım rüyalar da olacak mı? acaba bazı dönemleri rüyalarla mı kodluyoruz? insanın rüya haritası yaşam haritasına tekabül eder mi? belki de bundan sonra gördüğüm rüyaları not ederek kendi rüya haritamı çıkarmalıyım. belki diğer parçaları tamamlayınca çocukluk rüyalarım anlam kazanacaktır. yaşayıp öğreneceğim, yapacak başka bir şey yok. belki bir gün büyük resmi görürüm ben de.

4 yorum:

Sam dedi ki...

renklerde bi şey var ama bilemedim.

gokciii dedi ki...

evet renklerde bi durum var ama ne yönde alakalı ben de hiç bilemedim. :(

Hektor dedi ki...

Sarı botlarını giy ve havanın gündüzden karanlığa geçtiği bir anda bungee jumping kulesine çık, atlamadan önce yaşadığın o büyük korkuyu duyumsa ve kendini kuleden aşağı bırak, bıraktığın an aydınlık olan hava, düştüğünde kararacak ve rüyada yaşadığın o korkulu ve karanlık geceden kendini kurtaracaksın.

Bir arkadaşınla birlikte Cihangir yokuşundan elinizde turuncu kaplı doritos peynirli cips yiyerek yokuş aşağı inin, sonunda hiç bir şeyin değişmediğini göreceksiniz.

Mavi bir paraşütle Türkkuşu uçağından atlayabilir, paraşütünü açmadam önce havada süzülebilirsin. Bunu yaptığın anda, göreceksin ki, tüm bu rüyalarının arasında hiç bir bağlantı yoktur.

gokciii dedi ki...

bu yorumun gülümsetti beni. :) bunların hepsini yapmama imkan yok gibi, en azından bu yaşam süresince. en fazla istanbul'a geldiğimde cihangir yokuşundan aşağı yardırabilirim ama rüyadaki arkadaşımı istesem de yanımda getiremem, onunla bağlarımız koptu. cihangir olmazsa da ankara'da dikmen'e falan çıkar aşağı doğru inerim, o belki bungee jumping yerine de geçer hem :) bir de paraşütle atlayamasam da bir mavi uçurtma uçurabilirim bu bahar. ne zamandır istiyordum zaten uçurtma uçurmayı. bu vesileyle kendime söz vermiş olayım da gideyim bir mavi uçurtma alayım :)

ama bi noktada haklısın ilk rüyadaki korkumu yenebilirim belki ama o korkuyu yenmiş olmam o korkunun sebebi hakkında bilgi vermez bana. veya benim üzerimde neden bu kadar etkisi olduğunu açıklamaya da yetmez. sadece kötü histen kurtulabilirim ama merakımı tatmin etmiş olmam.