10 Ocak 2015

Not

kıştan mıdır nedir artık the national'dan başka hiçbir şey dinleyemiyorum bu sıralar. sabah akşam aynı şarkılar, aynı albümler... hiç de sıkılmıyorum ve bu durum beni biraz şaşırtıyor. mutsuz değilim ama mutsuz şeyler dinlemekten ölesiye zevk alıyorum. bilmiyorum ben de bu duruma çok mantıklı bir açıklama bulamadım. sanırım mutsuz da olsa güzel müzik dinliyor olmak insanı garip bir şekilde mutlu ediyor. şarkıların sözleri, melodisi, matt'in yavaş yavaş kulağıma fısıldayarak söylediği kelimeler beni aslında şarkı süresi boyunca çok üzüyor, kendi kendime yol boyu düşünüyorum aynı sözler üzerine, karşılıklı konuşmalar yapıyoruz matt ile şarkılar hakkında. insan bir milyonuncu kez dinlediği şeyin üzerine nasıl hala kara kara düşünebiliyor onu da çözemedim, galiba çok boş bir hayatım var ve çevremde aklıma bir şeyler geldiğinde anlatabileceğim neredeyse kimse yok. o yüzden matt'le muhabbet ediyorum. birkaç satır önce mutsuz değilim dedim ama şu yazdığım son cümleyi okuyunca bir an acaba bu kadar yalnız hissediyorken insan mutlu olabilir mi diye de bir an durup düşündüm. ama çok da mühim bir düşünce değil aslında bu, "yalnızlık bir ovanın düz oluşu gibi bir şey" demiş ya cemal süreya, durum aynen o. böyle şeylerin üzerine uzun uzun düşünmeye gerek yok, olağan bir şey yalnızlık bence özünde, belki önceden böyle düşünmüyordum ama büyüdükçe benim için normalleşti belli ki çünkü mutsuz değilim.

neyse işte her sabah işe gidiş ve işten eve dönüşüm bu şekilde gerçekleşiyor. bir de sabahları sürekli kurduğum bir hayal var; metronun boş geleceğini hayal ediyorum durmadan, boş vagonlar geliyor gözümün önüne, bir an için çok mutlu oluyorum sonra tren geliyor içinde milyon tane insan var. o an içimdeki tüm güzel şeyler ölüyor. henüz düşünce gücümle vagonları boşaltmayı başaramadım ama sanırım önümüzdeki soğuk kış ayları boyunca her sabah aynı şeyin hayalini kuracağım. hayal dünyamın inanılmaz canlılığı karşısında herkesi hayrete düşürmeye de devam edeceğim. cidden hayal dünyam metronun boş gelmesi, işten eve erken dönmenin bir şekilde mümkün olması, öğle arası kahve içmeye çıkabilme ihtimalim gibi şeylerden oluşuyor bu günlerde. çok basit ve güzel hayallerim var, mis gibi. ben de istiyorum daha büyük şeyler hayal edebileyim, daha önemli şeyler düşüneyim ama olmuyor. varım yoğum olmayan insanlarla hayali konuşmalar ve yavan hayaller. yetişkin dünyasında durum böyleymiş, ben ne yapabilirim.

hayatımın kısa özetini geçeyim dedim, 2015'in başında, kişisel tarihçeme not da düşmüş oluyorum. yeni yılla ilgili aldığım kararlardan biri de daha çok yazmak. yıllar geçtikçe geçmişe dönüp o zamanlar neler düşünüp hissettiğimi okumak hoşuma gidiyor. son zamanlarda yazma işini çok boşladım ama yeni yılda bu değişsin istiyorum. umarım başarılı olurum. neyse blog, şimdilik olan biten bundan ibaret. yakında görüşürüz.

8 yorum:

la petite mort dedi ki...

boş metroyla işe gidebilmek için gece bekçiliği yapan bi arkadaşım vardı. mutluydu. boş metro önemli.

Abdullah ÖZER dedi ki...

Daha çok yazma kararınıza sevindimde, bu yazınızda sanki kendinizi avutmuşsunuz gibi geldi bana.

irem tekiş dedi ki...

Dinleyip,üzülmek için ve üzüntüdeki hisle mutlu olabilmek için dinlenir bazen çoğu şarkı. The National,bunların başında gelen şarkıları var ediyor.

gokciii dedi ki...

şu an arkadaşına çok özendim. boş metro cidden çok önemli.

john cazale dedi ki...

yazmaya devam...

the fortunate one dedi ki...

yalnizlik guzeldir..

Anıl dedi ki...

Madem ki hayal ediyoruz, metro dolu dahi olsa neden o keşmekeşte bile boş olduğunu hayal etmeyelim? Edersek olur bence, nihayetinde kafada başlayan kafada biter.

gokciii dedi ki...

evet aslında çok mantıklı ama bazen gerçeklerin ağırlığı hayallerden daha fazla oluyor, sanırım sorun o.