Jeff Buckley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jeff Buckley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2009

Jeff Buckley- Grace Around The World

Bunu sipariş ettim, mutluyum büyük gün 2 haziran, benim ellerimde olması için artı 20-25 gün daha, tahminen 25 haziran gibi dünyanın en sırıtık insanı olacağım.

6 Ekim 2008

Kırılgan olmak.

Çok uzun zaman önce böyle bir şey yazmışım, taslaklarda gözüme çarptı, nasıl bir duyguyla yazdığımı hatırlamıyorum, bir şeylere üzülmüş ya da kızmışımdır her zaman olduğu gibi. Çok sevdiğim adamın da yazdıklarıma benzer bir sözünü okumuştum geçenlerde, şimdi bu yazıyı okuyunca hemen aklıma geldi. Bu konuda ortak bir düşüncemiz olduğunu görünce sevindim; kendi yazımdan önce onun sözlerini koyayım buraya. Ne de olsa o her zaman benden daha güzel ifade ediyor:

"Sensitivity isn't being wimpy. It's about being so painfully aware that a flea landing on a dog is like a sonic boom. "

Kırılgan olmak? Ne demek bu?
Bazı olaylar karşısında derinden sarsılan insanlar kırılgandır, bahsettiğim olaylar öyle inanılmaz büyük şeyler değil, herhangi bir şey, bir kedi sekerek yürüyor diye ya da tanımadığı bir insan ağlıyor diye üzülen insanlar kırılgandır. Bunu açıklamak hala zor, nasıl hissettirdiğini sormak lazım insanlara, onların hislerini duymak gerek, ben de açıklayamaıyorum bu duyguyu olması gerektiği gibi, oysa insan yazarken yapabilmeli bunu, duygularını tanımlayabilmeli ve sunabilmeli, ama ben duyguları anlatmaya çalışırken benzetme bulmak konusunda hep yetersiz oldum. Bu hisse yakıştırdığm kelime ise kırılganlık oldu, durup dururken aklımda birden canlanan kelime buydu. Uzun uzun tanımlayamasam da bazı kelimeler çok güçlü, anlamını, işitildiği anda karşı tarafa hissettiriyor.
Bir insana kırılmak-küsmek değil burada kast edilen, üzülmek belki, olayların üzücü yanlarını görebilmek, her şeydeki yalnızlığı ve yitmişliği görebilmek. Hayatın birçok anlamda bir pazar öğleden sonrası sıkıntısı gibi olması ve bazı insanların ne yazık ki bunun farkında olması ve sırf bu yüzden acı çekmek, dünya için yapılabilecek bir şey kalmadığını görüp, ümitsizce çabalamaya devam etmek; kırılganlık. Ve bu bir lanet, üzgünüm bunu söylediğim için ama bu gerçek bir lanet. Bence bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri. Bu dünyada yaşamayı imkansız kılıyor, hayatı sekteye uğartıyor, sürekli nemli gözlerle dolaşmaya ya da somurtmaya neden oluyor.

8 Eylül 2008

Hiçbir şey hissedemiyorum, uyuştum, beynim uyuştu. Hissedemediğim zaman hiçbir şey yazamıyorum, konuşamıyorum, hatta düşünemiyorum. Nedenini bilmediğim bir yorgunluk var üzerimde, kocaman boşluklar, hissizlik, duygusuzluk, güçsüzlük... Mutsuzluk bile diyemem çünkü hissedemiyorum, gelecek planları yapamıyorum, umut barındıramıyorum, düşünemiyorum. Yürüken kafamı kaldırıp ne oluyor,bitiyor diye bile bakmak istemiyorum.Tüm bunların içinde yaşamaya çalışırken biraz olsun kendimi iyi hissetmek için hiç durmadan Jeff Buckley'nin şu sözlerini okuyorum:

"Life should sparkle and rush, burn with fire, hot like melting steel, like freeze-burn from a comet. Be seriously involved with growing, with your own development, and never fear. Be the kind of person who is naturally powerful, positive, ingenious, open, to the highest degree, but with no interest in coersion or pressure or power over other people. That kind of power is hollow. It contains nothing and brings you nothing in the long run. BE THE BEST. NO NEGATIVITY, NO WEAKNESS, NO ACQUIESCENCE TO FEAR OR DISASTER, NO ERRORS OF IGNORANCE, NO EVASION FROM REALITY. "

29 Mayıs 2008


Jeff Buckley aramızdan ayrılalı 11 yıl olmuş. 11 yıldır dünya onun fiziksel varlığından mahrum. Ama o yaşıyor, her notada, her melodide, şarkılarında, şarkılarını söyleyen herkesin aklında ve ruhunda yaşıyor. Unutmayın onu, hatırlayın, bir dost olarak hatırlayın ve dilediği gibi müziğini hatırlayın, her şeyden çok sevdiği müziği hatırlayın.
Beyaz çocuk bir yerlerde şarkı söylemeye devam ediyor, ben inanıyorum ve onu çok özlüyorum. Her şeye rağmen acıtıyor onun yokluğu, biliyorum o yaşıyor başka bir şekilde, ben yine de üzülüyorum. Bugün biraz daha fazla üzülüyorum. O nehre lanet okuyorum ara sıra, bazen isyan ediyorum her şeye, olan bitene, ama yararı yok biliyorum.
Hatırlayın onu , bugün bir şarkıyı ona gönderin içinizden, sizi duyduğundan emin olun. Unutmayın.