30 Aralık 2010

2010'un Müzik Hali ve 2011 için Müzikli İstekler

Güzide twitter'dan sordu, nerde sizin 2010'da dinlediğiniz albümler listeniz diye, ben de düşündüm , yazsam ya dedim, bir değişiklik olur en azından. Aslında güzide aklıma sokmasaydı hiç böyle bir şeye girişemezdim çünkü liste olayları her zaman ciddi emek istiyor ve ben ki dünyanın en üşengeç 3. veya 4. insanı olduğumdan oturup listeleme yapacak, albümler hakkında yazı yazacak youtube linki verecek halde hiç değildim ama bu sene yarım yamalak karalıyayım bir şeyler.. Yine çok aşırı bir çaba sarf etmeyeceğim gibi görünüyor; kaynağım belli sırtımı dayamışım last fm'e, son bir yılımı özet geçtiği için oldukça mutluyum. Ben de blogumda özet geçecek, sadece dinlediğim albümlerin adını vermekle ve toplamı hakkında birkaç cümle etmekle yetineceğim çünkü bir de oky'nin geçen gün yazdığı ve benim tamamen katıldığım gibi iyi müzik dinleyiciliğiyle iyi müzik yazarlığı bambaşka şeyler, ben asla bir müzik yazarı olamam ancak orta karar bir müzik dinleyicisi, güzel müzik yazılarını, albüm reviewlarını okumaktan keyif alan bir müzik sevdalısı olabilirm, yoksa hiç haddime değil bir albüme sevdim veya sevmedimden başka ciddi ciddi inceleme yazısı yazmak. Bu işi çok çok iyi yapan insanlar var ve sanırım siz de zaten onları biliyorsunuz ama belki bir gün de en sevdiğim müzik blogları listesi yaparım, şimdilik 2010 da en çok dinlediğim albümler listesiyle yetinelim.

1-The National- High Violet
Ne desem eksik kalır bu albüme, bir kış albümü benim nazarımda, her ne kadar yazın çıkarmayı uygun bulsalar da. O işin altında da bir iş vardır yazımızı kışa çevirmekten zevk alıyordur National diye düşündüm hep çünkü ben yaz mevsimine gıcık olduğumdan high violet'i dinlerken kışta oduğumu hayal etmiştim sürekli. Şimdi kış geldi gene ilk günkü gibi dinliyorum ve eminim bundan bir beş yıl sonra da aynı çoşkuyla dinliyor olacağım. The national ile ilgili çok büyük laflar etmek istiyorum müsadenizle, kendimi tutamıyorum. hep grupların büyüklüğüne led zeppelinle karşılaştırarak karar veririm de, national bu çağın led zeppelin'i bence ve bundan 20 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda 2000lerin en büyük gruplarından biri olarak hatırlayacağız onları. Bugün led zeppelin'i nasıl görüyorsak national'ı da öyle göreceğiz, en azından ben öyle göreceğim. karşılaştırdığım şey de müzik tarzları değil kesinlikle yanlış anlaşılmasın, benim gözümde en muhteşem grup led zeppelin olduğundan kendime çizdiğim süperlik noktasıdır zeppelin, national da ona o kadar yakın işte. Çılgınca seviyorum. Ayrıca bu liste 2010 da çıkan en iyi albümler listesi değil ama onu yapsaydım da national birinci sırada olurdu ve evet arcade fire olmazdı. Favori şarkım conversation 16.

2-Glee Soundtrack
Glee yeni manyaklığım olarak yaz mevsimden itibaren hayatıma damgasını vurdu. İkinci sezonda birinci sezonu baya bi aratsalarda müzik konusunda çok çok iyi işler yaptıkları inkar edemem. Pop şarkılarını bana sevdiiyor glee oyuncuları. Mash-uplarıyla da şarkıları çok yaratıcı şekillerde birleştirip hayran olmamayı imkansız hale getiriyolar. Bir ara o kadar çok dinledim ki üstelik glee'nin soundtrackini, ipod'u ilk defa shuffle da değil glee cast listesinde bırakmıştım. Favori şarkım give up the funk galiba ama don't stop believin' de çok yakın yani.

3-Alexi Murdoch- Time Without Consequence
Bu adamın hastasıyım ben, sesine bayılıyorum bir kere, şarkı sözleri de on numara. Ya zaten ben bu tarz müziği her zaman elektronik alt yapılı indie şarkılarına tercih ederim, her ne kadar müzik konusunda açık bir insan olduğumu düşünsem de çok elektronik alt yapılı tarzlara hala alışamadım, klasik singer-songwriter işleriniyse her zaman ama her zaman çok daha fazla seviyor çok daha rahat dinliyorum. Güzel sözün üzerine güzel melodileri yapıştırsınlar bana yeter geliyor, time without consequence albümü de aynen öyle bir albüm, çok rahat dinlenen ama bir yandan da çok fena çarpan şarkıları barındırıyor. Favori şarkım wait.

4- Angus & Julia Stone- Down the Way
Down the way albümü için söyleyeceğim tek şey "kusursuz" olabilir. The devil's tears diye bi şarkı mesela açın dinleyin derim, başka da söz söylemem üzerine.

5- Blind Pilot- 3 Rounds and a Sound
Yılın sonuna doğru keşfettim blind pilot'ı buna rağmen en çok dinlediğim albümlerden biri oldu 3 rounds and a sound. Baştan sona tüm şarkıları güzel, uyumlu bir bütünlük içinde akıp gidiyor, gece yatarken özellikle seviyorum bu albümü dinlemeyi; masal dinliyormuşum gibi geliyor. Zaten blogta kendilerinden daha önce de bahsettiğim ve şarkılarını da paylaştığımdan da anlamışsınızdır durmadan blind pilot dinlediğimi. Çok tatlılar ne diyim başka. Favori şarkılarım: i buried a bone ve 3 rounds and a sound.

6- Joshua Radin- Simple Days
Joshua Radin ismi çok tanıdık gelmese de eminim herkes onun sesini bir dizide veya filmde mutlaka duymuştur. Benim de sonradan fark ettiğim üzere şarkıları amerikan televizyon ve sinemasının vazgeçilmezi. Bir de benim vazgeçilmezim oldu 2010'da. Fısıldayarak söylüyor şarkıları sanki kulağımın dibinde bana söylüyormuş gibi, ses tonu mükemmel, şarkı sözleri de çok şirin mesela vegetable car diye bi şarkı var bu albümde platonik aşıkların marşı olabilir hele bir de platonik aşkınız hergün arabasıyla önünüzden geçip gidiyorsa. Çok hoşuma gidiyor insanların böyle şarkılar yapması , kendime daha yakın hissediyorum; başkaları da böyle şeyleri dert ediniyor hatta üzerine şarkı bile yapıyor diyorum. Favori şarkım : they bring me to you (çok fatal)

7-She & Him - Volume 2 ve Volume 1
Volume 2 aslında 2010'da çıkan güzel albümlerden biriydi bence ama nedense müzik bloglarındaki listelere girmeyi pek başaramadı, biraz haksızlık olduğunu düşünüyorum zira cidden çok güzel müzik yapıyor she&him. 2009da başladığım volume 1'i de bolca dinledim 2010 boyunca. O artık baya tanıdık bir albüm benim için, volume 2 da yavaş yavaş o seviyeye geliyor. Zooey'nin sesi hakkında da ne söylesem eksik kalır, o sanki 40 yıl öncesinde yaşıyormuşuz gibi hissettiren vokallerinin, şirinliğinin ve M. Ward'ın da hastasıyım. Volume 2 da dinlemekten çürüttüğüm iki şarkı var ki gerçekten albüm ilk çıktığında bu ikisini dinlemekten diğerlerine geçememiştim uzunca süre: Thieves ve gonna get along without you now.

8- John Mayer- Continuum, Battle Studies ve Where the Light Is
John Mayer bu yıl beni baya etkileyen insanlardan biriydi. Gitarıyla yapabileceği şeylerin sınırı yok, blues tonları ondan soruluyor her ne kadar battle studies albümünde bluescu tarafını çok ortaya koymasa da Los Angeles konserri kayıtlarından oluşan where the light is de baya bir yardırıyor. Çok yetenekli bir insan ve bence continuum John Mayer'in master piece'i. O yüzden de Battle Studşes bende az da olsa bir hayalkırıklığı yaşattı ama kesinlikle kötü olduğu için değil ben çok çok daha iyisini beklediğim için. Ama galiba müzisyenler için çok iyi bir albümün üzerine gelen albüm bu etkiye neden olabiliyor. Demem o ki tek başına baya iyi albüm ama daha iyisini yapabilecek insandır Mayer, o yüzden bekliyoruz. Battle Studies'deki favori şarkım : half of my heart..

9- Jeff Buckley- Grace
Grace 2010'un değil her zamanın favori albümü, Artık zamansız bir değeri var benim için, tüm zamanlarımın albümü o yüzden 2010'da da gene çok dinlendi, bundan sonraki her yıl da listeye girmeyi sürdürecektir.

10- Kings of Convenience- Declarition of Dependence
Ne güzel albümümüzüür değil mi, huzurlu, mutlu, sakin. Tatlı talı öğleden sonra şarkılarıyla dolu. Yılın başında bir ara başka bir şey dinleyemiyordum gerçekten, me in you da en bi favori şarkım.

11- Kurban- Sahip
Kurban bu yıl fazla iyi bir albüm çıkardı ama pek kimsenin dikkatini çekmedi ne yazık ki. Gerçek manada muhalif bir albüm nasıl olur, rock'n roll ruhu nasıl hissedilir görmek isteyenleri derhal Sahip'i dinlemeye davet ediyorum. Türkçe sözlü rock müzik yapan grupların en babasıdır benim için kurban. Bir kere onlar gibi söz yazabilen yok onlar gibi gitarı bangır bangır bağırtıp, muhteşem rifller yazabilen ve canlı performanslarıyla vay anasını tepkisini verdirtebilen başka bir grup daha yok Türkiye'de. Sahip'te de daha önce hiç yapamadıkları kadar açıktan giydiriyorlar, hükümete, sisteme, düzene. Albümün genel havası sinirli ama bu dinlerken bu sinirlerine hak veriyor kendinizi deniz yılmazla birlikte sen yobaz diye bağırırken buluyorsunuz. Çok iyi albüm gerçekten, bir kere her şeyi bırakıp sadece gitarları dinleseniz bile ne kadar kusursuz ve müzikal anlamda ne kadar üst düzey bir albüm olduğunu fark edersiniz. İnsanlar albümünden sonra dağılmalarına çok üzülmüştüm ama dönüşleri mükemmel oldu. Bence sizin de gözünüzden kaçtıysa Sahip albümü hiç geç değil henüz hemen gidip alın ve dinleyin. Yine özellikle yazın başından sonuna kadar en çok dinlediğim albümlerden biriydi. Güneş diye de bir şarkı of of of yani, hastasıyım.

12-The Head and the Heart-The Head and the Heart
Bu yıl keşfettiğim ve keşfettiğime de en memnun olduğum grup kesinlikle the head and the heart idi. Aslında son sırada olmamaları gerekirdi ancak albümlerine türkiyedeki itunes'dan ulaşamadığım için oldukça kısıtlı şekillerde dinleyebildim. Bir ara myspacelerine abone olmuştum, hergün açıp dinliyordum sonra soundcloud'dan dinledim youtube falan derken çok sevdiğim bir müzik blogu canlı kayıtlarını paylaştı, ordan dinledim. Çok fazla muhteşemler, kesinlikle siz de bir göz atın derim Seattle'ın bir sonraki en büyük grubu olmaya aday the head and the heart'a. Müzikte aradığım her şey var bu grupta, down in the valley'i ilk defa dinlediğim andan beri de kopamıyorum, saniyesinde aşık oldum. şöyle de güzel bir canlı performansı var down in the valley'in, izleyin hatta izlemeye başlamışken bir de ghosts'a da uğrayın derim. Süper, süper, valla en güzel sıfatları ekleyin işte buraya, hepsini birden.

Bunların dışında Bon Iver, Ingrid Michaelson, Regina Spektor, The Weepies, Arcade Fire, The Shins, Iron & Wine, Ray Lamontagne ve The Temper Trap da en çok dinlediğim gruplardı. Müzikal açıdan güzel bir yılmış şimdi listeme baktığımda daha iyi anladım, yeni gruplar keşfedip yeni albümlerle havamı bulmuşum valla. Müizk olmasa ne yapardım hiç bilmiyorum, hayatta çok sevdiğim birkaç şeyden biri, artık bir tutku ve eksikliği hayatımda kocaman bir delik açacak türden bir bağımlılık. 2011 için dileyeceğim de şunlardır efendim; kimse müziksiz kalmasın, gruplarımız güzel güzel albümler yapsın, radiohead ve the national türkiye'ye konsere gelsin, iron maiden da gelsin haaa yeter artık, geçen yıl da aynı şeyi dilediyidim kendim için bile değil üstelik ama biliyorum iron maiden hayranlarının çektiklerini, kıyağaım olsun yeni yıl dileklerime ekleyivereyim. Bir de bu yıl bon jovi konserine gidicem, nolur bi akislik çıkmasın, gitmezsem çatlarım valla. 80lerdeki gibi bon jovi yazan bantlardan alıp kafama bağlıycam, en büyük hayalim de şimdilik bu. Hııımmm bir de coldplay gelsin bea, gider eğleniriz toptan. Sonra,bu yıl glastonbury'e gideyim, nolurr gideyim lütfen, line up bile umrumda değil yeter ki o festivalde bir kere bulunmuş olayım. Evet bu kadar. Herkese iyi yıllar o halde, yeni yıla da müzik dinleyerek girin inşallah.

5 yorum:

Sera dedi ki...

bence interpol daha güzel national'dan :p ayrıca benim bir numaram kings of convenience olurdu sanırım ama müzik listeleri yapmakta iyi değilimdir.

arcoiris dedi ki...

interpol'ün yeni albümünü hiç dinlemedim ama genel olarak beğenilmemiş herhalde sağda solda öyle yazılar okumuştum ama bi dinleyeyim ben :)

Sera dedi ki...

halt etmiş onlar bence :)

Aquamarine dedi ki...

Merhaba. Bu grupları dinlememi sağladığınız için nasıl teşekkür etsem az. Sabah akşam Blind Pilot dinler oldum. Nasıl nefisler anlatamam.

gokciii dedi ki...

ni demek efenim, ben de çok mutlu oldum blind pilot'ı sevmene. 1 yıldır hiç bıkmadan dinliyorum ben de onları, gerçekten nefisler.