11 Mart 2011

umut ve beklentinin olmadığı bir dünya.

gerçekten de "nasılsa bundan daha kötüsü olamaz" dediğiniz anda güzel bir şeyler olunca çok iyi hissediyormuşsunuz. beklenti ve umut kavramlarının ne kadar iğrenç olduğunu anlamanın bir başka yolu da bu. o ikisi olmadı mı insan cidden mutlu olabiliyomuş. hani mutluluğun süreğen bir şey olmadığını bilmediğimden de değil, o öyle anlık bir şeydir ama o anlık şeyin bile nasıl olduğunu unutmuş kişiler için umut ve beklenti kelimelerini hayattan çıkarmak inanılmaz mükemmel sonuçlar verebiliyormuş. hiçbir şeye inanmayınca saçma bir rahatlama gelip yerleşyormuş kafanızın olduğu yere, sanırsınız hayat boyu böyle kafası rahat bi insandınız. hatta şöyle yamuk bir örnekle açıklamak isterim; hiç ummadığınız şeyleri yapan bir X kişisi var ve o beklenmedik durum ağzınıza sıçtı diyelim, bir süre sonra X'in bana böyle davrandığı dünyada Ynin neden iyi olmasını bekleyeyim diyorsunuz. sonuçta X bile malsa Y neden olmasın, daha beteri bile olabilir diye düşünüyorsunuz. sonra Y o mal çıkmayınca eh neyse değilmiş diyorsunuz. üzüntü ve sinir sıfıra yakınsıyor. X'in mallığı bile daha anlamsız gelmeye başlıyor. bu kadar soyut bir şekilde anlatmayayımdım iyiydi ya tüm olayları açık açık anlatacak güce ve isteğe sahip değilim. olayın özü bana yetiyor. amacım da sadece bağımsız olaydan yola çıkarak bir genelleme yapmak. genellemeler çoğu zaman çok gereksiz olsalar da. sonuçta bazı şeyleri belli kalıplara sokma ihtiyacı duyuyoruz. diğer türlü inanılmaz bir kaosa mahkum olup kafayı yememiz gerekirdi. ki bazen aynen öyle oluyor. veyahut tembellikten ötürü böyle söylüyorum, genellemelerin arkasına saklanıyorum. ama sonuçta demek istediğim; insanlardan çok fazla şey beklemek gereksiz. çünkü yapmıyorlar. çünkü insanların bir derdi sizin beklentilerinizi karşılamak değil. çünkü siz de başka insanların sizden bekledikleri şeyleri yapamayacaksınız. yürüyemeyen bir insanı zorla yürütmeye çalışmak kadar anlamsız bir şey. sonuçta yaptığınız şey o insanı rahatsız etmekten öteye geçemiyor. yürüyebilseydi yürürdü zaten. siz on kere lütfen yürü diyince büyülü bir şekilde iyileşemiyor. bazı insanların duygusal ve fiziksel kapasiteleri asla sizin hayalinzidekilerle örtüşmüyor ve örtüşmeyecek. bunu bir gurur meselesi haline getirmekse ancak zaman ve ömür kaybı. sonunda bunu anlayabilmiş olmam da benim açımdan bir dönüm noktası.

2 yorum:

Denise Pluton dedi ki...

güzel ifade etmişsin. hayattan ne kadar çok beklenti içine girersek karşılaştığımız hayal kırıklığı da o kadar büyüyor. en iyisi bir şey beklememek. Her ne kadar bazıları bunun ot gibi yaşamak ya da hiçbir idealinin olmaması şeklinde görseler de...

arcoiris dedi ki...

ya aslında olay bi idealinin olmaması da değil. o idealin gerçek olacağı ile ilgili çok umutlu olmamak :) bir idealim var ama olmazsa da sorun değil diyebilmek herhalde. ne bileyim öylesi çok daha iyi geliyor bana. hani bir binanın 3 katından düşmekle 13. katından düşmek arasındaki fark gibi. sonuçta düşüyorsun ama öyle işte.