6 Haziran 2012

Bir Gün Tek Başına

üç sene önce mutsuzluğun ve hastalığın son noktasında can çekişirken, geceleri doğru düzgün uyuyamadığım için yatağımda yatarak kitap okuyordum. kafamı yastığa yan koyup kitabı da yatağın üzerine bırakarak neredeyse hiç kıpırdaman kitap okumayı o yıl öğrendim. ondan önce yatakta kitap okumak demek kol ağrısı demekti benim için. neyse ki her mutsuzluğun minik avantajları olabiliyor. o zaman, uzunca bir süre hareketsiz şekilde Bir Gün Tek Başına'yı okumuştum. nedense kitap bir türlü bitmiyordu. her gün okuyordum ama çok yol alamıyordum. bir ay falan sürdü yolculuğumuz. şimdi geçmişi düşününce bunun sebebinin depresyon yüzünden zayıflayan zihinsel yeteneklerim olduğunu anlayabiliyorum. normal okuyorum zannediyordum ama belli ki durum o değilmiş. belki de kıpırdamadan kitap okumanın bir yan etkisiydi bu yavaşlık. uzun sürdü ama kitap elbette çok güzeldi, hala ara sıra düşünürüm. belki de kitabı okuduğum dönem yüzünden hayatımdaki mutsuz zamanlar benim için bir gün tek başına ile kodlanır. kocaman turuncu bir kitap imgesi gözümün önüne gelir hep. birlikte uyuyakaldığım, yastığımla aynı hizada duran bir kitap. içinde barındırdığı tüm karakterler benim gibi mutsuz, yalnız, debeleniyor. bugün yine durup dururken gözümün önünde belirdi kocaman turuncu kitap. mutsuzluğu aktif bir şekilde düşünmüyordum veya hissetmiyordum ama bilinçdışım bana mutsuzluğu göstermek istedi sanıyorum ki. -neden böyle şeyler yapıyorsa artık.- kenan'ı düşündüm. kitabın son sayfaları geldi aklıma. herhalde iki gün boyunca son sayfaları düşünüp ağlamıştım. ya da zaten her gün sürekli nedensiz yere ağlıyordum ve kitabın sonu bu ağlamalara denk gelmişti. biraz bulanık o kısımlar. ve bugün yine aynı odada yatarak ama bu sefer kollarımı ağrıtarak başka kitaplar okuyorum, artık hareketsiz duramıyorum, odamın içinde yürüyorum, daha hızlı düşünebiliyorum, yine tüm dünyanın içini bayan şarkılar dinliyorum. ama içimin bayılmasını da kıyılmasını da seviyorum. Bir Gün Tek Başına benim için hep yalnızlığın ve mutsuzluğun kitabı olmaya devam edecek. bunu kitaba bir haksızlık olarak da görmüyorum. çünkü o hayatımın en karanlık dönemine eşlik eden bir arkadaştı benim için. bazı arkadaşların mutsuzluğumuza denk gelmiş olması eğer onlar açısından bir sorun değilse benim açımdan güzel bir şey bile olabilir. eminin Vedat Türkali için ya da Kenan ve Günsel için bir mutsuzun arkadaşı olmak problem olmamıştır. benim içinse onlar birer kurtarıcı, beni kurtarmamış olsalar bile. kimseyi kimseyi kurtaramıyor tabii ki, onu biliyorum ama kendimi kurtarma yolundaki yol çizgileri olmalarına kimse karışamaz. bana kurtuluş yolunda rehberlik edecek ya da kendi sonumu yazmama vesile olacak bir sürü kitap, bir sürü kahraman ve bir yerlerde yazan, yatağında hareketsiz şekilde kitap okuyan, yalnızlığını kitaplarla paylaşan insanlar iyi ki varlar. biliyorum ki varlar. onlar olmasaydı yattığım yerde her şeyden vazgeçmek çok daha kolay olurdu.


4 yorum:

Heidi dedi ki...

jeff buckley ve elvis adlarını linkinde aynı anda barındıran birinin blogunu buluyorum...
neymiş,
demek ki geceleri mucizeler mümkünmüş!
çokmutluyum şuan.
uçan bir fil kadar mutluyum.
düşün yani o derece.

gokciii dedi ki...

sen uçan fil kadar mutlu olduğun için ben de bi o kadar mutlu oldum. teşekkür ederim :)

Alice Lawliet dedi ki...

Benim içinde bahsettiğin yöntemi bulana kadar yatakta kitap okumak işkence gibi bir şeydi. Bir icat düşünüyorum... Biri için yalnızlık ve mutsuzluğun kitabı olan Bir Gün Tek Başına'yı da okuyacağım.

gokciii dedi ki...

icat edersen bize de haber ver. herekse lazım. ^^

mutlaka okumalısın Bir Gün Tek Başına'yı. eminim seveceksin