24 Ocak 2010

Doğum Günü ve Onun Gibi Şeyler

Bu yıl da 24 ocak'a ulaştık ama garitir bu doğum günüm üzerine söyleyecek aman aman şeylerim yok. Pek bir şey hissedemiyorum ve galiba büyüdükçe doğum günü kutlama isteğim acayip bir şekilde azalıyor. Jerry Seinfeld'in dediği gibi doğum günü kutlarken aslında bir yıl daha hayatta kalabilme başarımızı kutluyoruz sanki, her yıl her yıl bunu kutlamak da manasız geliyor zira tek yapman gereken bir yıl daha hayatta kalmak. Tabi ki öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir yıl boyunca hayatta kalabilmek de başarı sayılabilir pekala. Aklımdaki tek karamsar fikir bu değil üstelik, Jerry Seinfeld'e çok hak vermekle birlikte doğum günleri aslında bana hep ölümü çağrıştırır ilginç olmayan şekilde. Büyüdükçe daha da çok çağrıştıryor, başlayan şeyleri değil de biten şeyleri düşündürüyor. Halbuki insanlar yılbaşı da dahil böyle günlerde hep yeni başlangıçlar yapacakalrına dair söz verip geçmişte olan bitenleri düşünür, kararlar alır ve dilekler tutarlar. Benimse, doğum günümün yeni bir başlangıç olacağı gibi bir düşüncem hiç yok zaten herhangi bir günü başlangıç noktası alacak bir hayat değil yaşadığımız. Günlere ve bizim kendimizi kandırıp durduğumuz zaman kavramlarına pek duyarsız hayatın kendisi.

Pastamı üflerken (bir pastam olursa şayet) adettendir diye bir dilek tutarım tabi, geçen yıl 3 farklı pastayı üflerken aynı dileği tuttuğum ve sonrasında tabi ki gerçekleşmediği için pasta mumu kurumuna da güvenim sıfır, böyle duyarsız ve ilgisiz bi kurum. 3 kere dilekçe gönderdiğin halde sana nezaketen cevap dahi vermeyen kurummuştu gibi. O sebeple umut falan barındırmıyorum, uyduruk bir dileğim var zaten bu yıl için, onu da pasta mumu kurumunun yardımlarından çok kendi çabalarımla gerçekleştirebilirim. Hayat geçiyor işte ben 20 yaşıma girerken pek üzülüyordum sanki insanın onlu yaşlarının bitmesi masumiyetinin ne bileyim yalanların bitmesi gibi geliyordu bana, artık asla çocuk olunamayan yılların başlangıcı gibiydi. Amma velakin insan istedi mi çocuk gibi olabiliyor öyle acayip bir şeyler de kaybetmiyormuş. İnsan zaten ne yaşarsa yaşasın çocukluğunu kaybedemez, o kafasının içinde her yere kişiyle birlikte gelir, buna artık daha çok inanıyorum. Kaybedilen şeyler de tabi ki var , olmaz mı her dakika bir şeyler kaybediyoruz hatta, valla Murathan Mungan'ın dediği gibi "o boşluk doldu sanırsız oysa o boşluğu doldruan eksilmenizdir." Büyüdükçe içimizde kocaman boşluklar açıldı biz de zamanla doldu sandık ama eksildik herhalde, insanların yaşlandıkça fiziksel olarak küçülmelerinin nedeni de bu bence. Eksiliyorlar fiziksel olarak bile.

Yazılabilecek en karamsar doğum günü yazısını yazdım ama ne yapabilirim çağrışımlarım bunlar, kafamda dört dönüyorlar. Öyle mutsuz falan da değilim yani yanlış anlaşılmayım ya da anlaşılayım ne bileyim. Heyecanlı değilim sadece, doğum günü kavramıyla ilgili genel olarak, öyle bi normallik. Bir de bugün Ankara güneşli, En azından yılın en karamsar günü olduğu söylenilen bir günü ankaralılar biraz güneşte geçirecek. - bana neyse ankaralıların ne yaptığından-

"as 24 January has been pinpointed as the worst day of the year." teşekkürler ingiliz bilimadamları :)

22 yi bitirir 23'e girerim bu arada. Ancak tabi ki klasik kural bitirilen yaş söylenir.

Bir de bana bulabildiği tek The Smiths albümünü hediye eden canım arkadaşıma teşekkür ediyorum. The Smithsle yeni yaşa girmek ayrı bi güzeldir. O yüzden bir de The Smiths şarkısı hediye ediyorum kendime, doğum günüm nasılsa kendime her şeyi hediye edebilirim.

11 yorum:

jazz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
jazz dedi ki...

şu an itibariyle what difference does it make dinlemek tam bir rastlantı oldu :) best... I'i dinliyordum. doğum günün kutlu olsun genç oğlak bayanı, nice morrisseyli ve smithsli senelere :)

oğlak değil tabi kova bayanı, üzgünüm >.<

Konfigürasyon Mühendisi dedi ki...

Benim de 14 gün önce hissettiğim duygulara tercüman olmuşsun valla :)

Evet insan anlıyor ki bu günün bir farkı yok, en azından suni heyecanlarla kendimizi kandırmıyoruz, ya da öyle sanıp avunuyoruz.

Tekrardan doğum günün kutlu olsun, umarım o -uyduruk dediğin- dileğini gerçekleştirebilirsin bu yıl :)

Mary Raven dedi ki...

22yi bitirip 23 e girenlerde mi bi sorun var bu sene bilmiyorum ama bende de aynı hisler söz konusuydu 8 ocak gününde hatta bloguma yazı bile yazmak içimden gelmedi o derece..neyse iyi ki doğmuşsun ama sen karamsar olma,seviyorum çok^.^

arcoiris dedi ki...

jazz;

teşekkür ederim kova bayanı evet :), şu hayatta kimliğimin bir parçası olduğu için pek övündüğüm az şeyden biridir kova burcu olmam :D

Konfigürasyon Mühendisi;

teşkür ettim efendim, dilek de gerçekleşsin tabi hepi topu bir tanecik zaten :)

Mary Raven;

senin de geçmiş doğum günün kutlu olsun karamsar olsak da bir doğum günü kutlama mesajına herkesin ihtiyacı var :) çok çok teşekkür ederim :)

Moonshine dedi ki...

Dogum gunun kutlu olsun! Neseli ve rengarenk bir gun olmustur umarim senin icin. Yeni yasin da hayirli ugurlu olsun :)

Moonie

arcoiris dedi ki...

moonshine;

çok çok teşekkür ederim :) pek rengarenk değildi ama yine de idare ederdi bakalım yeni yaş neler gösterecek :)

NiLaY dedi ki...

Doğumgünün kutlu olsun, nice mutlu ve sağlıklı yaşlaraaa.. senin yaşadığın bu rahatsız edici ruh halini bende 5 sene önce yaşamamıştım :) zaten 18. yaş günümle beraber büyümekten nefret etmiştim :))

arcoiris dedi ki...

çok teşekkür ederim :) hala büyümekten nefret ediyorum :) umarım zamanla geçen bir şeydir bu da.

sinem dedi ki...

eneee ben sömestrda olduğum süre içinde google readerdaki 500 küsür yazıyı görüp daralıp "mark as all read" yaptığımdan bu güzel yazıyı kaçırmışım!

happy birthday to you, even if it's late.

şu an aklıma gelen ilk güzel şarkı olan "humpty dumpty love song"u hediye ediyorum sana travis'ten :)

arcoiris dedi ki...

teşekkür ederim çok. geç olmasının hiç bi önemi yok hatta daha da güzel oldu :) ben doğum günümle ilgili her şeyi unutmuşken birden bire çok tatlı bir şarkı hediyem bile oldu, iyi hissettim kendimi, teşekkür ederim :):)