20 Kasım 2010

Güneş ışığı kusan insanlara bi sus diyen insan olmak istiyorum.

Umut Sarıkaya'nın yarrak gibi adam tiplemesi var ya ha işte öyle insanlardan ölesiye nefret ediyorum. Dr. Cox'ın deyimiyle "güneş ışığı kusan" her şeyin mutlu yanını gören ve pozitif insanlar oldukları için özel olduklarını zanneden, kötü şeylerin asla kendi başlarına gelmeyeceğini düşünen bu kitleye en güzel küfürleri etmek istiyorum. Hadi herkes istediği gibi yaşama hakkını sahip ama bu mutlu, güneş ışığıyla çalışan insanların başkalarının hayatlarına karışma hakkını kendilerinde bulma kibirlerine ekstra kıl oluyorum. Gerçekten sen mutlu, pozitif, cıvıldak bir insan olabilirsin, senin hayatın senin seçimin ama gelip de bana "sen olumlu düşünmediğin için başına kötü şeyler geliyor, aslında sende şöyle potansiyel var, şöyle süper bi insansın ve inanırsak yapabiliriz" gibi laflar edersen ben de sana bi siktir git diyebilirim. Sonra bir de tüm televizyon kanalarında her türlü programı parsellemeleri var ya bu insanların; hangi kanalı çevirsem ruhum kusuyor. Ya sağlıklı beslenmeden ya pozitif düşünceden ya da kendimizin aslında ne kadar değerli olduğundan falan bahsediyorlar. Sürekli yedikleri sebze meyveyi anlatıp sporun onları ne kadar canlı ve mükemmel kıldığını tüm dünyayla paylaşıyorlar. Sonra bizim gibi yemeği hakkında konuşmayı değil onu yemeyi tercih eden, havanın güzelliğyle birlikte çiçek açmayan insanlara tavsiyelerde bulunuyorlar. Hiçbir televizyon da hayata gerçekçi veya karamsar bakan bir insanı programına konuk etmeyeceği için sanki dünyadaki tüm gerçeklik sebzelerini buharda haşlayan, mutluluğa inanan ve pilates yapan güneş insanlarıymış biz de doğru yolu bulamamış zavallılarmışız gibi bir mesaj veriliyor. Artık buna isyanım var, canıma tak etti her gün gazetelerde nasıl daha mutlu oluruz hangi sebze bizi daha canlı yapar, spor yapmazsak başımıza ne korkunç şeyler gelir ve en önemlisi düşüncenin gücüyle nasıl parıldayan kelebekler olabilirz temalı yazıları görmekten, televizyonda ve sokaklarda bu insanlara maruz kalmaktan. Dediğim gibi kendi hallerinde yaşasalar gene bi şey demiycem ama herkesin hayatına burunlarını sokuyorlar, tabi tüm dünyayı mutlu etmek onların misyonu çünkü, o mükemmellik ve parlak ışık herkese bulaşmadan rahat edemeyecekler.

Bir de artık sebze mi yiyorsunuz lahana detoksu mu yapıyorsunuz neyse o, şimdiye kadar bir milyonuncu televizyon programnında iki milyonuncu gazete haberinde görüp ezberlemiş olmanız lazım, ben bile ezberledim lan. Yeter yani eğer birileri daha bir avuç ceviz badem falan derse televizyona kafa atacağım. Eğer birileri daha içimizdeki güçten, olumlu düşünerek dünyayı yerinden oynatabileceğimizden en önemlisi hayata dair gerçekçi her düşüncemizin bizi yavaş yavaş öldürdüceğinden bahsederse ben de bu dünyada kimsenin 3 avuç ceviz bir sap lahanayla sonsuza kadar yaşamadığını pozitif düşündüğü için düşündüğü her şeyin gerçek olmayacağını herkesle paylaşan, milletin günışığına turp sıkan bir insan olacağım. Herkes benim hayatımı işgal edebiliyorsa ben de onlara aynı şeyi yapacağım. O yüzden bi durun, ben düşündüm olacak, yapacağım diyorsanız da içinizde tutun, sakin sakin. Her şey size kolay biz bir şeyi başaramıyorsak veya mutsuzsak bu da bizim suçumuz ve evet çok zayıfım, sağlıksızım, mutsuzum, inançsızım, karamsarım, size bir zararım yok. Beni değiştirmeye çalışmayın. Toplum için de bir tehdit değilim, merak etmeyin. Uzak durun ve iki rekat susun.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

şapkamı çıkarsam...
!
helal...
h.

arcoiris dedi ki...

teşekkür ederim :)

Denise Pluton dedi ki...

Şahane!!