29 Nisan 2009
hasta
23 Nisan 2009
#13
1-Bon Iver- Creature Fear
2-Coldplay- Lost! (ben akustik olanını tercih ediyorum asıl versiyona alışmadım hiç)
3-Dire Straits- Romeo and Juliet (çok söylenesi şarkı)
4-Gary Jules- Falling Awake (Found a way to blue and another ghost to follow Said “it’s only up to you” and that’s the hardest pill to swallow)
5-Ingrid Michaelson- Be Ok (kendime söylüyorum bunu: i just wanna be ok, be ok, be ok i just wanna feel today feel today feel today i just wanna feel something today)
6-Led Zeppelin: Immigrant Song (aşırı aşırı muhteşem şarkı, fazla güzel şarkı)
20 Nisan 2009
Güneşi Sevmeyen Kız
11 Nisan 2009
Bahtsız Bedevi Sen Çölde Napıyorsun?
1-Daha dün arkadaşım,tam dibinde durduğumu fark etmeyerek, hızlı bir dönüşle bana kafa attı, tam kaşımla gözümün kesiştiği yere doğru, tak diye bir ses geldi, sonra hissettiğim şey yüzümün sol tarafına hızla yayılan bir acıydı. Bu olayı gören insanlar kısa süreli bir şok geçirip, gülme krizlerini atlattıktan sonra bölümdeki deneysel lab.a gidip buz istedik. Hocalar önce bizim kavga ettiğimizi sandı, sonra benim yüzümdeki mahsun bakışlardan kavga olmadığını anladılar. Olayın nasıl olduğunu sorduktan sonra bir tanesi kendi kendine gülmeye başladı ve "çok özür dilerim arkadaşlar ama çok komik ya hahahaha" şeklinde gülmeye devam etti. Halbuki o nerden bilsindi benim şu kısa hayatım böyle olaylarla doluydu, kınamadım kendisini, komikti zira. Ben de ilk defa görsem böyle bir şeyi gülerdim kahkahalarla ama dedim ya bu benim için bir hayat tarzıydı. Sonrasında koca bir buz torbasıyla kampüsün içinde dolaşmaya başladım, garip bakışlara aldırmadım. Gözüm morarmadı ve kocaman şişmedi neyseki, üfak bir şişle atlattım.
2-Travis konserinde İrlandalı çocuk bana en sağlamından bir dirsek attı. Tam elmacık kemiğimin olduğu yere. Hem de turn çalıyordu, o yüzden çok sallamadım şarkıyı söylemeye devam ettim. Şarkı bittiğinde olayın ciddiyetini anladım, yüzüm kızarmıştı ve acıyordu, soğuk votka bardağı koyarak geçmesini bekledim. İrlandalı çocuk hiç özür dilemedi çünkü bana dirsek attığını bile fark etmedi.
3- Dolmuşta çocuğun biri bana kafasıyla çarptı, sert bir şekilde.Üstelik beni görmeme ihtimali yoktu, çünkü zaten dolmuş dediğimiz şey küçücük bir şeydi, neyseki sonradan beni fark ederek özür diledi ama benim kafam tüm gün sızladı. Koca kafalı olabilirim ama darbelere dayanmıyorum.
4-Burger King'te uzun süre sipariş vermek için bekleyip sıra bana geldiğinde, kasadaki kızın suratına bakıp, gülümseyip merhaba dediğim halde, arkamdaki adama "hoş geldiniz siparişinizi alıyım" diyerek beni dumurlara sürüklemesi akabinde diğer çalışanalaın beni görmemeye devam etmesi ve benim elimi kaldırıp insanlar beni görsün de siparişimi alsın serzenişim görülmeye değerdi. Görseniz, "yazık lan şunun haline bak" derdiniz, ben kendime dedim. Sonra da "başlarım böyle işten, ne yavan insanla çalışıyor bu burger kingte" diye isyan ederek suçu kendi görünmezliğime değil de diğer insanların görmemezliğine bağladım :)
5- Bonus, bonus: En güzelini en sona sakladım, buraya kadar okuduysanız zaten olayı biraz anlamışsınızdır, belki de diğer insanlaı suçlamışssınızdır yani sorun onlardadır belki diye içinziden geçirmişsinizdir. Ancak bu madde sayesinde durumun bu şekilde olmadığı anlaşılacak. Yürümekte olan insanı görüp açılan otomatik kapılar var ya hani, o kapılardan bi tanesini beni görmedi ve açılmadı ben de hızlı olduğum için kapının camına çarptım , evet kafamı kapıya çarptım, çünkü beni görmedi ve açılmadı. Çevredeki az sayıda insan için eğlenceli bir andı, komikti evet zira ben de böyle bir olay görsem gülerdim. İşte dedim ya bir değil iki değil bir hayat tarzı haline gelince komik gelmemeye başlıyor, Neden ya, neden neden diye sorası geliyor insanın. Soruyorum da bazen ama cevabı yok pek tabi ki.
ahaha bu yazıyı yazdığım günün ertesi yaratıcı drama kursunda boynuma bi dirsek yedim, yere yapıştım sonrasında, hala acıyor. Kadere inanmıyorum ama bu benim kaderim galiba :):)
5 Nisan 2009
Teoriler, Hikayeler, Sonlar ve Mutlu Sonlar
Hayat ne garip vesaire diye düşününce hemen vapurlar falan dememek lazım, bazen gerçekten garip, valla. Mesela benim bir yerde sabit olarak durulduğu zaman, o sabit durulan zaman aralığı içinde en az 10 tanıdık görebileceğimize ilişkin bir teorim vardı, hatta bu teoriyi sınamak için en uygun yerin sakarya caddesi olduğunu söyler dururdum. Bugün bu teoriyi sınama şansım oldu, yaklaşık 9 saat boyunca bir yerde sabit durdum (sakarya değildi ama olsun) ve çok alakasız 7 tane tanıdık gördüm. (10 a ulaşamdım ama başlangıç için hiç de fena değil.)1 tanesini 3 yıldır, 3 tanesini 1 yıldır hiç görmüyordum hatta. Yapmamız gereken lokasyon değiştirmeden sabit durmak ve etrafa bakmak, insanlar geçecektir mutlaka, hele Ankara gibi bir şehirdeyseniz. Hoşuma gitti de bu olay o sebepten bloğumla paylaşayım dedim, teori üretme konusunda bir Barney Stinson değilim ama kendi teorilerimle de çok gurur duyarım ayıptır söylemesi :)4 Nisan 2009
31 Mart 2009
Anlaşılmayan Şeyler*
Can erik çıktığı gün ben hayatıma bir yön verceğim aha bu da sözüm olsun.
*Böyle bir Murathan Mungan şiiri var şöyle bir dizesi var:
Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin.
29 Mart 2009
Kitap Mimi
En sevdiğim-etkilendiğim kitap(lar)
Kitaplar üzerine düşünürken en sevdiğim kitabı bulmakta zorlandım. Aslında ben bazı yazarları çok sevdiğim ve onLarın kitapları içinden en sevdiğimi seçmeyi hep diğerlerine haksızlık olarak gördüğüm için en etkilendiğim yazarları yazsam belki içim daha rahat olurdu ama mim böyle olmadığı için bende iki kitap seçtim. Birincisi bir şiir kitabı :
Otuz Beş Yaş. Hayatımda en çok okuduğum kitap olsa gerek. İçindeki her sayfayı defalarca okumuş, defalarca hayran kalmışımdır. Bu mimde şiir kitapları rağbet görüyor mudur bilmem ama şiir de düz yazı kadar önemlidir ve sanılanın aksine şiir kitapları bir roman gibi baştan sona okunabilir. Ben şiir kitaplarını baştan sona okumayı çok severim mesela, bir süreklilik olması şart değil insan onu kafasında yaratabilir.
İkinci kitap ise Bugünü Yaşama Arzusu. Irvin Yalom benim için büyük bir adami Varoluşçu Psşkoterapi kitabı dışında tüm kitaplarını okudum. Varoluşçu psikoterapi de kendi ilgi alanım olduğu için bu yaz okuyup seriyi tamamlayacağım. Tüm kitaplarının içinde beni en çok etkileyeni Bugünü Yaşama Arzusu'dur, okuduğum zamanla çok fazla ilgili olabilmekle beraber zamandan bağımsız olarak da çok süper bi kitaptır. Uzun süre etkisinden çıkamadığımı bilirim, yani Schopenhauer ile ilk tanışmam olduğu için belki, onu tanımak ve felsefesine aşina olmak beni o zaman için oldukça etkilemişti, bir de 1984 vardır beni böyle etkileyen onu da çok erken yaşta okumamın bunda etken olduğunu düşünüyoruım.
Kitap yazmak ister miyim? İstersem ne yazmak isterim?
İsterim aslında hatta daha küçükken kendime söz vermiştim ileride bir şeyler yaz ne olursa diye. Bunun çok zor olduğunun farkındayım, kendimde bununla ilgili süper bi yetenek de görmüyorum açıkçası, belki de okuyucu olarak hayatıma devam etsem herkes açısından daha yararlı olabilir :) Zaten bir kitap yazacak olsam roman olmayacağını biliyorum, kısa öyküler yazabilirdim belki ama sanki bu işe girişmek için daha uzun yıllar beklemem gerekmiş gibi hissediyorum, yeteri kadar şey biriktirmedim bu hayatta. Yazmak için daha fazlası, daha fazla içgörü, daha fazla gözlem ve deneyim gerekmiş gibi geliyor bana.
Ölmeden önce okumayı istediğim kitaplar:
Yakın zamanda okumayı hedeflediğim kitaplar aslında bunlar, önümüzdeki 1 sene içinde bunların hepsini okuyabilirsem kendimi başarılı sayacağım gerçekten -çünkü son zamanlrda kitap okuma açısından çok kıt bir dönem geçiriyorum çok büyük dikkat dağınıklığım var okusam da anlamıyorum bu sebeple kısa bir ara verdim gibi oldu işin kötüsü ders kitaplarını bile okuyunca anlamıyorum neyse bu bir süreç ve geçici olduğunu biliyorum.- Buraya dünyanın listesini yazasam da kesinlikle eksik kalacak kitaplar olacaktır, o yüzden kısa vadeli hedefimi yazıyorum.
Orhan Pamuk: Kara Kitap
Paulo Coelho: Şeytan ve Genç Kadın
Dostoyevski-Yeraltından Notlar
İhsan Oktay Anar- Puslu Kıtalar Atlası
Charles Dickens-Büyük Umutlar
Tolstoy- Savaş ve Barış
Vedat Türkali-Mavi Karanlık
Edip Cnsever-Sonrası Kalır 2. cilt
Ben de Esra ve Bengisu'yu mimliyorum, hadi bakalım :):)
21 Mart 2009
Bu sabahların bir anlamı olsa mı ki?
19 Mart 2009
#12
Önce favoriler:
1-Cheap Trick – Voices
2-Snow Patrol – Crack the Shutters
3-Radiohead– All I Need
4-Ingrid Michaelson – Breakable
5-Radiohead – Exit Music (for a Film)
6-Keane – We Might as Well Be Strangers
Bu hafta ilk defa dinleyip ilk dinleyişimde de sevdiğim şarkılar:
-Diamond Rio-You're Gone
-The Last Shadow Puppets- Standing Next to Me
-I Love You But I've Chosen Darkness- Last Ride Together
