21 Ocak 2009

Who Knows Where The Time Goes*

Bu yıl kendme o kadar çok doğum günü hediyesi aldım ki artık işin suyu çıktı. Şımarmaya pek meraklıyım, ne alsam "nasılsa doğum günüm hediye olsun bari" diye alıyorum. 21 yaşımı bitireceğim için yaşayacağım olumsuz duygulardan kurtulmaya çalışıyorum herhalde. Daha geçen gün bir yıldır görüşmediğim bir arkadaşım "ya sen acayip büyümüşsün, o çocuk gibi halin hiç kalmamış" dedi bana. Ben de üzüldüm, demek ki dışardan bakıldığında artık daha yetişkin gibi gözüküyorum, hayat yormuş, yüzümde o büyük insanlara ait ifadeden var. O ifadeden hiçbirimiz kaçamayacağız sanırım, büyümek iyi güzel de dışardan çok belli olmasaydı keşke büyüdüğümüz :) Yorgun ve yetişkin görünmek istemiyorum henüz, daha erken gibi. Zaten aynı arkadaşıma 21 yaşımı bitiriyorum dediğimde "ne diyosun ya oldu mu o kadar, boşver sen herkese 20yim de, 21 çok büyük" dedi. Ben de güldüm, yani sıksam 22 bile derim insanlara ama şu bitirilen yaş söylenir kuralına çok sadık olduğum için artık kaçış yok, 21 se 21dir:) Ayrıca ingiliz bilimadamlarına göre benim doğum günüm yılın en stresli günüymüş, Türkiye için de bir faili meçhul cinayetler günü, öyle hoş ve ilginç gün.Seviyorum ben yine de her ne kadar lanetli olduğu düşünsem de 24 ocak iyidir:)

O zaman Morrissey'den herkes için gelsin: The World Is Full Of Crashing Bores Bi de Counting Crows'dan gelsin: Holiday in Spain İspanyaya tatile gitmek istiyorum gerçekten, param olsaydı şu anda bir uçak bileti alır Valencia'ya giderdim sonra da Madrid'e geçerdim, sonra geri dönmeyi unutup bir süre oralarda boşboş yaşardım, ah be param olsaydı tam şu anda giderdim.

* Nina Simone söylüyor, pek hüzünlü, pek güzel. Gerçekten bu zaman nereye gidiyor bilen beni bilgilendirsin.

2 yorum:

esra dedi ki...

sarılıp öpüyorum seni Arcoiris, en sevgi dolusundan. yüreğine sağlık, kulağına sağlık, canına sağlık; dünyanın en güzel doğum günü hediyeleri senin olsun, nice 21 senelere!

arcoiris dedi ki...

çok teşekkür ederim esra :)